Lernen Sie, wie man utanç in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Sürüşünüz kesinlikle utanç verici.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ben utanç duyuyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sana arkadaşım demekten utanç duyuyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yaptığım hakkında kendimden çok utanç duyuyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ne kadar utanç verici!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yalan söylemek utanç verici.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, babasının fakir olmasından utanç duyuyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O utanç içinde onlara yüz döndü.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Alice utanç içinde başını eğdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu bir utanç.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onlar utanç içinde başlarını eğdiler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun utanç verici bir biçimde davrandıklarını söylediler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Utanç duydum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu utanç verici.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O utanç verici.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Senin adına utanç duyuyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom bir utanç kaynağı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çok utanç verici.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Utanç vericiydi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Toplantı sırasında karnım guruldamaya başladı. Bu utanç vericiydi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu, hayatımdaki en utanç verici andı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Böyle bir günde evde kalmak bir utanç.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un Mary'nin ödül aldığını görmesi için burada olmaması bir utanç
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu utanç verici oluyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu utanç verici olur.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu bir utanç olur.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu utanç verici olacak.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O çok utanç vericiydi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu son derece utanç verici.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Başka ülkelerin işgali utanç verici bir etkinliktir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Soruyu yanıtlayamamaktan utanç duydu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Son derece utanç vericiydi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ve vurmadım. Vuramadım... Son anda, söylemesi utanç verici... Vuracak cesaretim yoktu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yer utanç verici bir biçimde bakımsızdı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Babamın fakirliğinden utanç duymuyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Davranışın utanç vericiydi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onurlu bir ölüm utanç verici bir yaşamdan daha iyidir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İtalyan Amerikalılar İtalyanca konuşmadıkları için ünlüler. Gerçekten utanç verici!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu kitabı uzun zamandır okumadım ve bundan utanç duyuyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu çok utanç verici.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu gerçekten utanç verici.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tüm bu yiyeceklerin boşa gitmesine izin vermek utanç olurdu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Utanç içinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Utanç içinde yaşamaktansa öldürülmeyi tercih ederim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu yiyeceğin boşa gitmesi bir utanç olurdu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom utanç duymadı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom utanç içinde başını eğdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O utanç içinde başını eğdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O bir utanç olmaz mıydı?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ne utanç ama!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Utanç içinde yaşamaktansa onurlu ölmek daha iyidir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un çalışmak zorunda olması ve bizimle kampa gelememesi bir utanç.
Bunun utanç verici olduğunu düşünüyorum.
Bu utanç verici bir sır.
Kesinlikle utanç vericiydi.
Onlar beni utanç verici bir durumda yakaladılar.
O utanç verici olabilirdi.
Senin davranışın utanç verici.
Senin davranışın utanç vericiydi.
Tom'un partine gelememesi bir utanç.
Bir çocuğa çok zalimce davranmak utanç verici.
Sevinç ve utanç ile o, kulaklarına kadar kızardı.
Belki bir sonraki sonbaharda biz Amerika Birleşik Devletleri tarihinde en çirkin ve en utanç verici başkanlık yarışmasını göreceğiz.
Hiçbir şey daha utanç verici değil.
O, ailesine utanç getirdi.
Tom'un davranışı utanç vericiydi.
Belediye başkanımızın Toronto'ya şöhret ve utanç getirmesi talihsizliktir.
Oh, bu utanç verici.
Tom ve Mary mükemmel bir çiftti. Ne kadar utanç verici.
Tanrım, bu çok utanç verici.
Çalışmak utanç verici değildir.
Bunu bilmemen bir utanç.
O ne utanç verici bir durumdu!
Utanç verici ama ben hiç Tolstoy okumadım.
Utanç verici!
Donald Trump, bir utanç kaynağıdır.
Şimdi geçimimi sağlamak için utanç duyuyorum.
Tom utanç verici, değil mi?
Bildiğin utanç verici.
Buna bazen utanç yürüyüşü denilir.
Bunun Tom için ne kadar utanç verici olduğunu biliyor musun?
Birinin hatalarını kabul etmede utanç yok.
Gerçekten utanç verici.
Leyla'nın soyduğu evli erkekler, utanç yüzünden onu bildirmekte gönülsüzdüler.
Yeni yıl iki ülke arasındaki utanç verici bir diplomatik krizle başladı.
Gidiyor olman böyle bir utanç.
Performansı acı verici derecede utanç vericiydi.
Bu oldukça garip ve utanç verici hissettiriyor.
Sen utanç nedir bilmezsin.
Bu onların kültüründe onlar için çok utanç verici.
Söyleyecek bir şeyiniz olmadığında susmak utanç verici değil.
Hepimiz için ne kadar da utanç verici.
Tom utanç verici olduğunu düşünüyor.
Utanç verici bir dönemdi.
Utanç verici bir olaydı.
Utanç neredeyse dayanılmazdı.
Yasanın yasaklamadığını utanç sınırlar.
Tom'un yaptığı utanç vericiydi.
Süper utanç vericiydi.
Ben utanç duymadım.