Lernen Sie, wie man süren in einem Türkisch Satz verwendet. Über 80 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Saatler süren çalışmadan sonra yoruldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, yıllar süren mutsuzluktan sonra onu boşadı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Otobüs süren adam benim iyi bir arkadaşım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Aylar süren müzakerelerin ardından, barış antlaşması tamamlandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yıllar süren hüsranlardan sonra, nihayet çabalarım meyve verdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yıllarca süren çaba boşa gitti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yıllarca süren aşırı içki John'da bir bira göbeği yaptı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yıllar süren savaş ülkeyi fakirleştirdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uzun süren hastalığını atlattı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Arabayı süren genç adam sarhoştu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Arabayı süren adam içki içiyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kahramanlık en kısa süren mesleklerden biridir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yaklaşık bütün gün süren yürüyüşten sonra Tom'un yerinde bitirdim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İçimde yıllardır süren bu pişmanlıklar dizisi bir gün sona erer mi?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İslam ve batı arasındaki ilişki yüzyıllar süren birliktelik ve ortak çalışma fakat aynı zamanda çatışma ve din savaşları içermektedir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Orada süren bir şey var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun başarısı yıllarca süren kararlığının sonucudur.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Büyük araba süren insanlara karşıyım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu, bugün ABD ile süren ilişkilerde her zamankinden daha çok doğrudur.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu ikisinin arasında senelerce süren bir cehennem hayatı oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Aylardır süren çabalar, ne oldu da şimdi sonuç verdi?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Salakça bir yanlış anlaşılma yüzünden uzun yıllar süren arkadaşlıkları bitti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uzun süren tartışma nihayet sonlandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom haftalar süren acıdan sonra öldü.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yaklaşık üç yıl süren yoğun çalışmadan sonra Tom Fransızcada çok akıcı oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Gece boyu süren sağanak yağış, mahsur kalan feribottaki kazazedeleri kurtarma çalışmalarına sekte vurdu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom arabayı süren kişi olduğunu söyledi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hiç yeşil ruj süren birini gördün mü? Ben görmedim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom petrol istasyonuna doğru süren siyah bir kamyon gördü.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yıllar süren çapkınlıktan sonra, Tom sonunda Mary ile yuva kurdu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ne yazık ki, babam uzun süren hastalığından iyileşemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Arabayı süren kişi ben değildim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ben bir iz süren avcı değilim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dün gece Kennedy Center'da saatler süren konser TV'de canlı olarak yayınlandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Prenses ve İrlandalı birbirini tanıyordu ve evlilerdi ve bir yıl bir gün süren büyük bir düğün yapmışlardı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uzun süren depresyondan dolayı birçok işçi işsiz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir saat süren sunuma katıldım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ben 3 saat süren vaaz boyunca uyudum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kremlin'de çalışmak benim ömür boyu süren düşüm olmuştur.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bizim arabamıza çarpan kamyonu süren adamın ehliyeti yoktu.
Aylarca süren kavgadan sonra Tom ve Mary fit olmaya karar verdi.
Uzun süren bir kuraklıktan sonra dün yağmur yağdı.
Ağustos ayında, iki ay süren teknolojik tazeleme kursum var.
Ben ve Tom arasında süren bir şey yok.
Bu, bir ömür boyu süren fırsattır.
Aylarca süren kuraklıktan sonra dün yağmur yağdı.
Araba süren kişi Tom'du.
Sibirya rüzgarları gece boyunca süren donlara neden olabilir.
Uzun süren hızlı bir kovalamacadan sonra polis memuru, Tom'u vurup öldürdü.
Bunun neden olabileceğini ilk öne süren Tom'du.
Yangın, onu tamamen iyileşmesi aylar süren üçüncü derece yanık ile bıraktı.
Umarım araba süren kişi Tom olmayacaktır.
Ali uzun süren sakatlığın ardından düz koşulara başladı.
Ali uzun süren sakatlığının ardından takımla birlikte antrenmanlara başladı.
Maç öncesi 30 dakika süren ısınma antrenmanı yapıldı.
Uzun süren sakatlığın ardından Ali yeşil sahalara geri döndü.
Ali uzun süren sakatlığın ardından formasına kavuştu.
Sakatlığı süren Ali maç kadrosuna alınmadı.
Sakatlığı süren Ali maçta forma giyemeyecek.
Sonunda aylarca süren zahmetin ardından başarılı oldular.
Karar vermek için yarına kadar süren var.
Uzun süren kuraklığın ardından haftalarca yağan yağmur Tom'un ekinlerinden bir kısmına zarar verdi.
Los Alamos Ulusal Laboratuvarı'ndaki bilim insanları tarafından yürütülen yeni bir çalışmada, dünya çapında hüküm süren yeni bir koronavirüs türünün önceki sürümlerden daha hızlı yayıldığı keşfedildi.
Roma dünyasında hüküm süren muhtelif ibadet şekillerinin tümü, insanlar tarafından mütesaviyen doğru, düşünürü tarafından yanlış, yargıcı tarafından da faydalı olarak görüldü. Ve böylelikle müsamaha yalnızca karşılıklı müsamahayı değil, aynı zamanda dinsel uyumu da ortaya koydu.
Britanya Kraliçesi Victoria'nın 1837'den 1901'e kadar süren uzun saltanatı, Amerikan refah döneminde gerçekleşti.
Bölgede yıllardır süren husumet artık sona mı eriyor?
Üç gün süren konferansa on beş şair katıldı.
Son on yıldır süren savaşı kazandı.
Aylardır süren siyasi kriz artık sona mı eriyor?
Dört gün süren festivale binlerce kişi katıldı.
Bir hafta süren yarışma 16 Kasım'da sona erdi.
Onay, iki gün süren tartışmalar sonrasında geldi.
Parkta kaykay ve paten süren çocuklar vardı.
Birkaç gündür aralıksız süren yağışlar baraj doluluk oranlarını epey yükseltti.
Hiroşi birkaç ay süren sanzeviliğin ardından sanki yer yarılıp da içine girmişçesine hiçbir iz bırakmadan sırra kadem bastı.
Doğum öncesinde uzun süren sancıları oldu.
Bu hükümete katılanlara söylediğimi Meclis'e de söylemek istiyorum: "Kan, meşakkat, gözyaşı ve alın terinden başka sunacak hiçbir şeyim yok." Önümüzde en acılı türden bir sınav var. Önümüzde çok, çok uzun aylar süren mücadele ve ıstırap var. Politikamız nedir diye soruyorsunuz; Şunu söylemek istiyorum: Denizde, karada ve havada, tüm gücümüzle ve Tanrı'nın bize verebileceği tüm gücümüzle savaşmak ve karanlıkta asla aşılamayan canavarca bir tiranlığa karşı savaşmaktır. İçler acısı insan suçları listesi. Politikamız bu.
Hayat aralıksız süren bir değişim içerisindedir.
Bu çıktı yıllar süren son derece özenli bir çalışmanın neticesidir.
Bu sonuca yıllar süren ve oldukça titiz çalışmalar ile ulaşılabilmiştir.