Lernen Sie, wie man giderek in einem Türkisch Satz verwendet. Über 96 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Sorularınız giderek daha derinleşiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Modern finans giderek karmaşık ve sofistike hale geliyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, giderek daha çok kaygılanıyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Trafik kazalarının sayısı giderek artmaktadır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun sağlığı giderek daha iyi hale gelmektedir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Büyükannem giderek unutkan ve kırılgan oluyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Konsantrasyonum giderek bozuluyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hava giderek soğuyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bağırma sesi giderek zayıfladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un Fransızcası giderek gelişiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom giderek ajite oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu algı maalesef giderek kuvvetleniyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Park Street'ten aşağıya doğru giderek çok zaman tasarruf ettik.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İntikam duyguları giderek kabarıyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un giderek sinirleri bozuluyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Son yıllarda elektronik bilgisayarlar giderek önemli olmuştur.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Giderek kötüleşiyorsun.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Giderek daha çok insan doğal tedaviden umut ediyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sınav giderek yaklaşıyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Gürültü giderek arttı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Avrupa'da bir kamusal alan eksikliği giderek şiddetle hissedilmektedir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Columbus batıya giderek Hindistan'a ulaşabileceğini iddia etti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Teknoloji giderek gelişiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu giderek kötüleşiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Işık giderek zayıfladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Üniversitenin bağışı son on yılda giderek azalmıştır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Nefes almak giderek zorlaşıyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dünyada mülteci sayısı giderek artmaktadır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
AB'nin birliği giderek daha sarsıntılı hale gelmektedir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu ülkenin nüfusu giderek azalıyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu ülkenin nüfusu giderek azalmaktadır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Eski gümrükler giderek yok oluyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Son yıllarda fiyatlar giderek artıyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Fadıl giderek öfkeleniyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Fadıl giderek daha fazla izole edildi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O hikaye giderek daha gülünç oluyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İpotek ödemelerinde giderek daha fazla insan geride kalıyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ekonomi giderek kötüleşti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Gürültü giderek azaldı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Leyla'nın giderek artan orandaki garip davranışları onun anne ve babasını çok endişelendiriyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sık sık dünyanın giderek küçüldüğü söylenir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Facebook giderek sansürleniyor. Bu hiç demokratik değil.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom acıyı görmezden gelmeyi giderek daha zor buldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Programlama dilleri giderek doğal dillere benzemeye başladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sami, Leyla'nın evinde giderek daha fazla vakit geçiriyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hava giderek ısınıyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un giderek artan sayıda gri saçları var.
İşler giderek güzelleşiyor.
Tom bu konuda giderek daha iyi oluyor.
Su miktarı giderek azalmaya başlamıştı.
Ancak bu pratik ve güvenilir başarı yolu; yakın çalışma arkadaşım olarak tanınmış kişilerden kimileriyle aramızda, zaman zaman görüşlerde, davranışlarda, yapılan işlerde beliren temelli ve ikinci derecede anlaşmazlıkların, kırgınlıkların ve giderek ayrılıkların da nedeni ve açıklaması olmuştur.
Bundan sonra giderek daha sıcak olacak.
Hava giderek daha güzel hale geliyor.
Ancak giderek huzursuzlaşan halkı buna ikna edebilecekler mi?
Bu noktada bilgi paylaşımı da giderek gelişiyor.
Tek sorun rekabetin giderek artması.
Karadağ, Türkiye'nin bölgede giderek büyüyen rolünü nasıl değerlendiriyor?
Yine de reform çığlıkları giderek büyüdü.
Haşarat giderek azaldı.
İnsan her şeyden vazgeçe vazgeçe giderek bambaşka biri olmaya başlar.
Giderek daha fazla insan uyku sorunu yaşıyor.
Giderek daha fazla insan portakal suyu içiyor.
Giderek daha fazla saçım beyazlıyor.
Giderek daha fazla insan vejetaryen yemek yiyor.
Giderek daha fazla insanın ikinci bir arabası var.
Giderek daha fazla fatura birikmeye devam ediyor.
Giderek daha fazla insan çevre kirlenmesine karşı savaşıyor.
Giderek daha fazla insan pandemik yorgunluktan muzdarip.
Tom giderek daha fazla alkol bağımlısı oldu.
Giderek daha fazla insan yardım teklif etti.
Giderek daha fazla insan büyük şehirlere taşınıyor.
Giderek daha fazla kavşak döner kavşak olarak inşa edilmektedir.
Bilgisayar başında giderek daha fazla zaman geçiriyoruz.
Giderek daha fazla çift ev işlerini paylaşıyor.
Giderek daha fazla çift balayı için yurt dışına gidiyor.
Giderek daha fazla kadın kocalarından daha fazla kazanıyor.
Giderek daha fazla insan iş ve ev arasında gidip geliyor.
Giderek daha fazla insan dil öğrenmek için dünya çapında web kullanıyor.
Giderek daha fazla yoksul ve yaşlı insanın mali desteğe ihtiyacı var.
Giderek daha az hammadde vardı, ancak giderek daha fazla insan vardı.
Giderek daha fazla tüketici, gıdanın nereden geldiğiyle ilgileniyor.
Giderek daha fazla insan et yememeyi seçiyor.
Giderek daha fazla aile sadece bir çocuk istiyor.
Giderek daha fazla kadın kendi kariyerlerinin peşinden gidiyor ve mali açıdan kocalarından bağımsız.
Kırsalda okur yazar oranı giderek artıyor.
çocuklara giderek daha az zaman ayırıyorsun.
Dürüst olmak gerekirse, buradaki hayatı giderek daha az seviyorum.
Giderek daha az sayıda genç matematik okumaya karar veriyor.
Modern insanın trajedisi, kendi hayatının anlamı hakkında giderek daha az şey bilmesi değil, bunun onu giderek daha az rahatsız etmesidir.
Modern insanın trajedisi, kendi hayatının anlamı hakkında giderek daha az şey bilmesi değil, bunun onu giderek daha az rahatsız etmesidir!
Yaban hayatı heyeti halka "Yeryüzünde giderek daha az yerimiz var" diye şikayet etti. - "Çok üzücü ama bu senin sorunun!" diye yanıtladı halk.
Öğrencilerden talepler giderek büyüyor.
Tom giderek daha fazla sinirlerimi bozuyor.
Bugünlerde giderek daha fazla insan yurtdışına seyahat ediyor.
Bilgimiz giderek genişliyor, ama ne yazık ki derinleşmiyor.
Bilgimiz giderek genişliyor, ama maalesef derinleşmiyor.