Lernen Sie, wie man berbat in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Burada çok az dükkan var ve sinema berbat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sensiz hayat berbat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat sigara alışkanlığından vazgeçti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, hiçbir şekilde berbat çürüyen soğan kokusuna tahammül edemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Rüzgar ve yağmurdan dolayı, yürüyüşümüz berbat oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kendimi berbat hissediyorum, ama ben sadece kül tablanı kırdım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
" Natto " berbat kokuyor, ama lezzetli.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dün berbat bir baş ağrım vardı. Bulunmama nedenim oydu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom berbat bir baş ağrısı var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom berbat bir iş yaptı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ben bugün berbat hissediyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O berbat bir soğuk aldı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un berbat bir baş ağrısı vardı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, işi berbat etti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat bir deneyim yaşadım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Korkarım ki berbat bir şey yedim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu dönem berbat notlar aldım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat bir ağrım var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sırtımın alt tarafında berbat bir ağrım var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hava ne kadar berbat!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Daha dikkatli ol. Her şeye acele etmek işlerini berbat edecektir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Pikniğimiz böcekler tarafından berbat edildi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dün gece berbat bir rüya gördüm.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat bir baş ağrısı çekiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dün gece berbat bir film izledik.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu berbat havada dışarı çıkmasan iyi olur.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat görünüyorsun. Ne oldu?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kendimi berbat hissediyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O film berbat!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat görünüyor olmalıyım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat bir haftaydı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O berbat görünüyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun tadı berbat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yiyecek berbat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İşleri berbat ettiğimin farkındayım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat bir zaman geçirdik.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sanırım o berbat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat bir şeyin kokusunu alıyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat görünüyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bana güvenmedin ve işleri berbat ettin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dün berbat bir kaza oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat bir gün geçirdim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu berbat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onu berbat etme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Fransızca aksanın berbat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ne berbat bir gün!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom, berbat görünüyorsun.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom berbat bir şarkıcı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom berbat bir çiftçi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Fransızcam berbat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O çok berbat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Birisi işleri berbat etti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat ettim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İşleri berbat ettim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Berbat hissediyoruz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom berbat görünüyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onu berbat ediyorsun.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ne berbat bir hava!
Berbat bir hata yaptım.
O şarkıcının berbat bir sesi var.
Tom berbat bir dansçı olduğunu biliyor.
Bu film berbat.
Tom hakkında söyleyecek berbat bir şeydi.
Tom'a söyleyecek berbat bir şeydi.
Bu gerçekten berbat.
Ben berbat bir aşçıyım.
Berbat bir şey olacak.
Bu berbat olurdu.
Onun berbat olacağını nasıl biliyorsun?
Gerçekten işleri berbat ettin, Tom.
Vay, gerçekten berbat bir ruh halindesin. Kavgacı olma.
Berbat bir döngüye giriyoruz.
Sen berbat bir yalancısın.
Berbat bir çığlık sesi onu ürpertti.
Toplantı odasında berbat bir koku var.
Bu berbat suyu içmeyeceğim. Hayır, hayır, hayır, hayır!
Kuru temizleyiciye yeniden geldiğinde, kostümüm berbat olmuştu.
Onların çiçeklerini ben berbat etmiyorum.
Sizin bitkilerinizi berbat etmiyorum.
Berbat fırtına nedeniyle seyahat iptal edildi.
Zamanlaman gerçekten berbat.
O berbat, sadece berbat.
Anı berbat etmek zorundaydın, değil mi?
Ne berbat bir renk.
O berbat bir fikirdi.
Tom, sen berbat bir öğretmensin.
Bir çuval inciri berbat ettin.
Tom'un Fransızcası berbat.
Tom, yüzün berbat gözüküyor.
Bu yer berbat.
O berbat bir ruh hâli içinde.
Berbat zincirleme kazalar hafta sonunu yasa boğdu.
O berbat broşürü yazan değil miydin?
Bu sadece berbat.
Tom kendi kıyafetlerini berbat edecek.
Tom, nasıl sonlandığını söyleyerek, filmi Mary'ye berbat etti.
Mary berbat şekilde pişirdiği akşam yemeğinden utandı.
Berbat hissettim.
O, berbat bir haftaydı.
Hayatımı berbat ettin.