Lernen Sie, wie man uçtu in einem Türkisch Satz verwendet. Über 76 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Bu güvercin San Francisco'dan New York'a uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir uçak dağ üzerinden uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yapraklar havaya uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Öyle bir patlamaydı ki çatı uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sibirya yoluyla Avrupa'ya uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Jishuku'nun karşısında uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Timuçin, Yozgat'tan Varşova'ya Ryan Air ile uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, Paris'e uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
" O tekrar olmayacak. "Fortunatus kendi kendine söyledi, ve tekrar birbirlerine at sürmeye başladılar. Bu defa Fortunatus'un mızrağı düşmanına o kadar güçlü rastladı ki o atından bir top gibi uçtu ve yerde ölü yatıyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Nesne, yanıp sönen ışıklar vererek, güneye doğru uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kağıtlar uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom dün Boston'a uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un şapkası uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uçak bulutların üzerinden uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uçak Kate'in evinin üzerinden uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Şapkam uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kuşlar güneye uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir arı pencereden dışarı uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uçak Fuji Dağının üzerinden uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, Londra'dan Paris'e uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uçak, batıya doğru uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uçak adanın üzerinde uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Top havada uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uçak dağın üzerinde uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
New York yoluyla Paris'e uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uçak doğuya uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom kızının düğününe katılmak için Boston'a uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom iş için Boston'a uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom Boston'dan Şikago'ya uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
"Maria nerede?" "O süpürgesiyle uçtu. Onu kaçırdın."
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uçağımız bulutların üstünden uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
1903'te ilk uçak on iki saniye uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hayalim havaya uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kuşlar farklı yönlere uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ve Mary dün Boston'a uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, Şikago'ya uçtu, orada bir arkadaşını gördü.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom Boston'a eve uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Zaman uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kelebek uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom Boston'a uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, haberi duyduktan sonra mutluluktan havalara uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir helikopter başımızın üzerinden uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom geçen pazartesi Boston'a uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, iş için New York'a uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun purosundan bir duman halkası havaya doğru uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uçak havalandı ve Çin'e uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Uçak 3000 metre yükseklikte uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Roket, fırlatıldıktan birkaç saniye sonra havaya uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O güvercin, San Francisco'dan New York'a uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kuş, ormana uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Parlak kelebekler oradan oraya uçtu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Güvercin yeryüzüne hızla uçtu. O bir hindiden çok daha büyüktü.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Trende seyahat ederken, ben pencereden başımı çıkardım ve benim kepim uçtu.
Güvercin pencereden uçtu.
Güvercin kafese uçtu.
Kuş şarkı söyledikten sonra uçtu.
Kuş kafesin içine uçtu.
Tom sevinçten havalara uçtu.
Taşıma sırasında kutu ezildi ve içindekiler dışarı uçtu.
Kartal uçtu.
Köprü havaya uçtu.
Bizim leylek daha sıcak ülkelere uçtu.
Bir martı aniden başımızın üzerinden uçtu.
Leyla, Mısır'a uçtu.
Totaliter rejim geçiyor, onun eski fikirleri eski, cansız bir ağaçtan yapraklar gibi uçtu.
Tom, Avustralya'ya uçtu.
Tom Pazartesi günü Boston'a uçtu.
Sami, Toronto'dan Kahire'ye uçtu.
Ali yuvadan uçtu.
Tom geçen pazartesi Avustralya'ya uçtu.
Tom bugün Boston'a uçtu.
Şapkası uçtu.
Uçak adanın üstünden uçtu.
Tobias, İsabella'nın kasabasına uçtu.
Güneye doğru uçtu.
Aralarından ikisi uçtu.