Lernen Sie, wie man endişelenme in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Endişelenme. Ben seninle kalacağım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O konuda endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu büyük bir anlaşma değil. Onun hakkında endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom hakkında endişelenme. O kendine bakabilir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Elinden geleni yap ve endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme seni daha iyi yapmaz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. Bu yaygın bir hata.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Lütfen yemeye devam et. Benim hakkımda endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu kadar endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çok fazla endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hey, endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, mutlu ol!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. Tamir edebilirim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, peşinden gelmeyecek.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, peşinden gelmeyecektir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, on ikiden önce dönmüş olacağım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. Tom burada olacaktır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, eğer bu olursa sadece birlikte çalışacağız!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. İlk bakışta korkutucu gözükebilir, ama aslında çok arkadaş canlısı bir insandır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme! Test kolaydır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. Dikkatli olacağım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hiç endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun hakkında endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, güvendesin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. Eminim, Tom'un henüz burada olmamasının sağlam bir nedeni var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ufak detaylar hakkında endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. Sigortam var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. Her şey iyi olacak.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ailen hakkında endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İyi olacaksın. Endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bunu halledeceğiz. Endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. Onlara söylemeyeceğim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, ona söylemeyeceğim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun için endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Benim hakkımda endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onlar hakkında endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bizim hakkımızda endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, onu ben yapacağım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme yapacağım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sen benim için endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, hazırlıklı geldim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, ben hallederim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme, ben alabilirim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. Polise söylemeyeceğim
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. İstediğini yapacağıma söz veriyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Oh, endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun hakkında endişelenme, hepsi laf.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bak, Tom hakkında endişelenme, tamam mı?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bunu bir sır olarak saklayacağım. Endişelenme.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. Şakan beni gerçekten bozmadı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Endişelenme. İyi olacağım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Evlilik büyük bir şey olsa da, endişelenme, ne senin olması gerekiyorsa, senin olacak.
Fiyat için endişelenme.
Endişelenme. Bunu ben yapacağım.
Endişelenme. Bu dünyanın sonu değil.
Endişelenme. Her şey güzel olacak.
Benim için endişelenme. Kendime bakabilirim.
Bunun için endişelenme. Kendim gideceğim.
Endişelenme. Sana öfkeli değilim.
Önemsiz şeyler için endişelenme.
Endişelenme. Seni bırakmayacağız.
Endişelenme. Mary'ye söylemeyeceğim.
Endişelenme, bu akşam üstü cevabı alacaksın.
Endişelenme. Onun canını yakmayacağım.
Endişelenme, yanında ben varım.
Endişelenme. Bu önemli değil.
Problem için endişelenme. Birileri bunun çaresine bakacak.
Endişelenme. İyi olacak.
Endişelenme. Seni koruyacağım.
Endişelenme. Bir yere gitmiyorum.
Bir planım var. Endişelenme.
Endişelenme. Sana yardım edeceğim.
Endişelenme. Bu kolay.
Endişelenme anne. O yemek hakkında titiz değil. O her şey yer.
Endişelenme. Her şey kontrol altında.
Bu senin hatan değil, endişelenme.
Benim için endişelenme. Ben iyiyim.
Endişelenme. Bu yakında bitecek.
Endişelenme. Sana nasıl araba süreceğini öğreteceğim.
"Endişelenme," Dima kadını rahatlatmaya çalıştı. "Beni değil."
Çok fazla endişelenme. Canın sağolsun.
Endişelenme, seveceksin.
Endişelenme. Artık her şey iyi olacak.
Endişelenme. Seni asla terk etmeyeceğim.
Onun söylediği hakkında endişelenme.
Endişelenme, başka birini bulabileceğimizden eminim!
Bunun hakkında endişelenme. Bu, sadece güneşin ilk ışıklarıyla eriyecek kötü bir anı.
Bunun için endişelenme.
Endişelenme. Senin için köpeğine bakacağım.
Endişelenme. Bolca suyumuz ve yiyeceğimiz var.
Endişelenme. Ben her şey için ödeyeceğim.
Bu kadar endişelenme! Benim gibi çok saygın bir uzman için bu iş çocuk oyuncağı!
Endişelenme. Tom onunla ilgilenecek.
Endişelenme bu cadde tıkalı değil.
Yaptığım hakkında endişelenme.
Tom hakkında endişelenme. O bir tehdit değil.
Onunla ilgili endişelenme.
Endişelenme. Onları bulacağız.