Lernen Sie, wie man barış in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Güvercin barış anlamına gelir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bütün dünyada barış vardı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dünyanın her yerinde birçok insan barış istiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Barış istiyorsan, savaşa hazır ol.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İslam, mana itibarı ile zaten "Barış ve Huzur" demektir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Biz barış seven bir milletiz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Biz barış yararına çalışıyoruz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Güvercin bir barış sembolüdür.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Güvercin ünlü bir barış sembolüdür.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Nihayet, iki Kızılderili kabilenin şefleri savaş baltalarını gömmeye karar verdiler ve barış çubuğu tüttürdüler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Biz barış için can atıyoruz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Barış burnumuzda tütüyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Biz barış için ümit ediyoruz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Iki taraf bir barış antlaşması imzaladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Barış anlaşması görüşme girişimleri başarısız oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Rusya Almanya ile kendi barış antlaşması imzaladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir barış anlaşması üzerinde anlaşmak için İngiltere'nin hiç acelesi yoktu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir sonraki adım barış anlaşmasının koşullarını görüşmekti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Aylar süren müzakerelerin ardından, barış antlaşması tamamlandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onlar barış yapmak için geldi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onlar barış istemek için geldi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Herkes kalıcı barış istiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Biz hepimiz dünyada barış için özlem duyuyoruz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, bu on yıl boyunca barış için çok çalıştı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sevgi ve Barış.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kızılderililer ile barış içinde yaşamak istediler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Barış şiddetin yokluğu değildir ancak adaletin varlığıdır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İyi bir savaş, ne de kötü bir barış hiçbir zaman olmadı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Askerler eve gelmeye barış zamanı işlerini bulmaya başladılar.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İnsanlar barış için istekliydiler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onlar, her şeyden önce, barış içinde yaşamak istiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onlar barış antlaşması imzaladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Zihni barış içinde.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bütün ulus barış istiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onlar barış içinde yaşadı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hepimiz barış için umut ediyoruz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hepimiz barış diledik.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Barış seninle olsun.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ulus barış halindeydi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onlar barış için istekliler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Barış için endişeliyiz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İşimi barış içinde yapmama izin verin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Her iki ülke şimdi barış içindeler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Barış görüşmeleri gelecek hafta başlayacak.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Barış görüşmelerine acil bir ihtiyaç var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Biz barış içinde yaşarız.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İki ülke barış antlaşmasını görüşüyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Barış antlaşması görüşmesi yapacaklardı.
Dünyadaki herkes barış ister.
1979'da Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü kazandı.
Başkan barış istiyor, değil mi?
İki ülke bir barış antlaşması yaptı.
Tüm dünyada insanlar barış için endişeli.
Onlar barış içinde yaşarlar.
Daha iyi maaş ve daha iyi çalışma koşulları için temizlik emekçileri grevine barış içinde yardım etmek için oraya gitmişti.
Savaş, barış getirmez. Tam tersine, o iki tarafa da acı ve keder getirir.
Savaş, barış getirmez. Tam tersine, o acı ve keder getirir.
Başkan barış ister.
Barış içinde gelirim.
Barış hakkında konuştu.
Önce insan değil miydiniz de barış istiyorsunuz?
Ben bir barış severim.
Dünyada barış istiyoruz.
Hiçbir şey barış kadar önemli değildir.
O, nükleer silahların barış için bir tehdit olduğunu ileri sürdü.
Biz barış içinde geliriz.
Sürdürülebilir bir barış gerçekten var mı?
"Savaş ve Barış"ın özetini okudu.
Barış istiyorsanız savaşa hazırlıklı olun.
Üç yıllık savaşın ardından barış geri döndü.
Barış istiyorum.
Herkes barış içinde yaşayabilir.
Burada barış içinde yaşayabilecektim.
İç barış tehlikeye girer mi?
Bugün, Güneydoğu'da göreceli bir barış havası vardır.
Yurtta barış, dünyada barış.
Askerler bir barış anıtı diktiler.
Almanya'nın Postdam şehrindeki Sanssoucci Şatosu Parkında Barış Kilisesi olarak da bilinen Lutheryan Kilisesi bulunur.
Daimi barış, illüzyondan başka bir şey değildir.
Haksız bir barış, haklı bir savaştan daha iyidir.
Barış istiyorsan, savaş için hazırlan.
Onlar barış yanlısı mı?
Sadece barış dünyayı kurtarabilir.
Başarısızlık için her iki taraf diğerini suçladığı için barış görüşmeleri tekrar başarısız oldu.
Barış görüşmeleri bir süreliğine askıya alındı.
O, Birleşmiş Milletler altın barış madalyası aldı.
Şimdi ihtiyacımız olan şey biraz barış biraz sessizlik.
O bir barış yanlısı.
Shakespeare "Hamlet"'i yazdı ve Tolstoi "Savaş ve Barış"'ı yazdı.
Barış içinde çalışayım.
Sadece biraz barış ve sessizlik istiyorum.
Herkes sürekli barış istiyor.
Sana barış amacıyla bir hediye getirdim.
General emekli olduktan sonra hayatının geri kalanını barış içinde yaşadı.
Her iki ülke barış görüşmelerine girdi.
Burada barış içinde yaşayabiliriz.
Barış antlaşması yarın imzalanacak.
Japonya komşularıyla barış içindedir.
O köprü barış köprüsüydü.