Bütün gün oturup Tom'u beklemekten daha iyi yapacak şeylerim var.
从土耳其语翻译成英语
Burada oturup senin dedikodunu dinlemekten daha iyi yapacak işlerim var.
从土耳其语翻译成英语
Tom sadece yanında oturup Mary'ye zorbalık yapılmasını izleyemedi.
从土耳其语翻译成英语
Onlar geç saatlere kadar oturup sohbet ettiler.
从土耳其语翻译成英语
Niçin oturup biraz dinlenmiyoruz?
从土耳其语翻译成英语
Masanın etrafına oturup iskambil oynadılar.
从土耳其语翻译成英语
Niçin oturup ondan bahsetmiyoruz?
从土耳其语翻译成英语
Oradaki masada oturup oturamayacağımızı merak ediyorum.
从土耳其语翻译成英语
Bir süre burada oturup manzaraya bakalım.
从土耳其语翻译成英语
Eve gitmektense kütüphanede oturup okumayı tercih ederim.
从土耳其语翻译成英语
Sadece kumsalda oturup bir hafta boyunca gevşemek istiyorum.
从土耳其语翻译成英语
Tom'la Mary sahilde oturup karşılıklı konuştular.
从土耳其语翻译成英语
Tom ve Mary verandada oturup birbirleriyle konuşuyorlar.
从土耳其语翻译成英语
Tom'un muhtemelen yaklaşık bütün gün oturup TV izlemekten yapacak daha iyi işleri vardır.
从土耳其语翻译成英语
Lütfen bu sandalyeye oturup bekle.
从土耳其语翻译成英语
O, eşi ateşin yanında pişirirken, oturup okudu.
从土耳其语翻译成英语
Oturup sigara içti.
从土耳其语翻译成英语
Tom oturup mektup yazdı.
从土耳其语翻译成英语
Bir ağacın gölgesine oturup kitabı okudu.
从土耳其语翻译成英语
Oturup dinlenebileceğim bir yer bulmak istiyorum.
从土耳其语翻译成英语
Mary'yi, aynanın önünde oturup saçlarını fırçalarken gördüm.
从土耳其语翻译成英语
Sanırım oturup konuşmuşlardır.
从土耳其语翻译成英语
Çocuklar kamp ateşinin etrafında oturup şarkı söylüyorlardı.
从土耳其语翻译成英语
Burada oturup buna katlanamam.
从土耳其语翻译成英语
Oturup biraz çay için!
从土耳其语翻译成英语
Tom hararetli ve yorgun görünüyordu, ona soğuk bir içecek teklif edip, oturup dinlenmesini söyledim.
从土耳其语翻译成英语
Şu an tek yapacağın, oturup gözlemlemek.
从土耳其语翻译成英语
Ne orada öyle oturup duruyorsun? Şampanyaları döksene!
从土耳其语翻译成英语
Ben oturup dinlenir dinlenmez telefon çaldı.
从土耳其语翻译成英语
Oturup sakince tartışalım.
从土耳其语翻译成英语
Gerçekten oturup konuşmalıyız.
从土耳其语翻译成英语
Tom oturup beklemekten başka bir şey yapamadı.
从土耳其语翻译成英语
Ben sadece burada oturup düşünüyorum.
从土耳其语翻译成英语
Tom ve Mary oturma odasında oturup konuşuyorlar.
从土耳其语翻译成英语
Evde oturup örgü örerim daha iyi.
从土耳其语翻译成英语
O, sık sık oraya oturup kitap okur.
从土耳其语翻译成英语
Bir sandalyede oturup televizyon izliyordu.
从土耳其语翻译成英语
Ben öğleden sonraları sık sık verandanın üstüne oturup okurum.
从土耳其语翻译成英语
O, mutfakta oturup çay içiyor.
从土耳其语翻译成英语
Oturup dinlenir misin?
从土耳其语翻译成英语
Tom kanepede oturup TV izliyordu.
从土耳其语翻译成英语
Öylece oturup hiçbir şey yapmadan duramam.
从土耳其语翻译成英语
Burada oturup daha fazla bekleyemem.
从土耳其语翻译成英语
Tom oturup bacak back üstüne attı.
从土耳其语翻译成英语
Neden oturup benimle bir içki içmiyorsun?
Mary bazen saatler boyu öylece oturup denize bakar.
Ben dışarıda oturup Japonca okudum.
Onlar mutfakta oturup çay içtiler.
Onlar mutfakta oturup çay içiyorlar.
Yabancı turistler otobüse oturup pencereden dışarı baktılar.
Tom ve Mary bir park bankında oturup saatlerce konuştular.
Burada oturup seninle sohbet etmekten mutluluk duyuyorum.
Oturup dinlenmek için sakin bir yer güzel olurdu.
Oturup bekliyoruz.
Sadece burada oturup Tom'u bekleyelim.
Burada oturup Tom'u bekleyelim.
Neden orada oturup onu beklemiyorsun?
Saat çoktan 2.30 oldu ama Maria hala masasında oturup ödev düzeltiyordu.
Tom piyanoya oturup çaldı.
Neden oturup bana bütün bunlardan bahsetmiyorsun?
Sami oturup tamamen kendi başına bir kitap okuyordu.
Sami çalıntı arabada oturup bekliyordu.
Onunla oturup konuştun mu?
Sami oturup dinlenmedi bile.
Neden oturup bir süre okumuyorsun?
Tom gelene kadar burada oturup bekleyeceğim.
Burada oturup Tom'u bekleyeceğim.
Tom, Mary'nin yanında oturdu ve o orada oturup örgü örerken bir kitap okudu.
Neden sadece oturup rahatlamıyorsun?
Tom tek başına oturup kitap okuyordu.
Ali takımının kaçırdığı pozisyonlarda hop oturup hop kalktı.
Eğri oturup doğru konuşalım.
Hop oturup hop kalktık.
Sami caminin arka tarafında oturup Kuran dinledi.
Sami camide oturup Kuran'dan birkaç sure okudu.
Orada öylece oturup hiçbir şey yapmadan daha ne kadar duracaksın?
Oturup yemeğe başladık.
Tom ağacın altına oturup kitabını okudu.
Bazen oturup güzel bir kitap okumaktan keyif alırım.
Şurada oturup camdan bak.
Oturup pencereden dışarı bak.
Nasıl orada öyle oturup duruyorsun?
Oturup dinlenmen gerekiyor.
Oturup nefeslenmelisin.
Tüm gece oturup konuştuk.
Deniz kenarında oturup hiçbir şey yapmamayı her zaman yorucu buldum.
Her gün nehrin kenarında oturup ördeklerle konuşurdu.
Epeydir görüşmüyoruz, bir ara oturup konuşalım.
Bana boş boş oturup duvar izlettiren herkese kızgınım.
Tek ihtiyacım olan şey, bir deniz kıyısında sabaha kadar oturup olan biteni gözden geçirdikten sonra kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek.
Hop oturup hop kalkıyorum.
Sahilde tek başına oturup denizi seyrettiğin oluyor mu?
Oturup beklemekten başka bir çaremiz yok.
Kamp ateşinin etrafında oturup şarkılar söylemeyi ve birbirimizle konuşmayı seviyoruz.
Bir ağacın altına oturup gazete okudum.
Oturup bir kahve içecek vaktin var mı?
Temel Amerika'ya gidip ana dili gibi İngilizce öğrenmiş. Orada ayrıca burnunu ameliyat ettirip küçülttürmüş ve konservatuvar okuyup çok becerikli bir piyanist olmuş. Bir gün konser verip seyircileri selamladığında o sırada Amerika'da olup tesadüfen en ön sırada onu izleyen Dursun "Ula hemşerim, helal olsun çok iyi çaldın da!" diye bağırmış. Bunun üzerine şaşıran Temel kendisini nasıl tanıdığını sorunca Dursun "Piyanistler otururken tabureyi piyanoya doğru çekip ayarlarlar, sense önce tabureye oturup sonra piyanoyu kendine çektin. Oradan anladım da!" diye cevaplamış.
Tom oturup Mary'yi dinledi.
Şu an karar veremem buna, oturup etraflıca düşünmem gerekiyor.
Oturup duvardaki güzel resme bakıyorum.