Tom becerikli.
Becerikli genç buluşu için bir ödül kazandı.
Tom çok becerikli.
İngilizler becerikli bir millettirler.
Her aile, çocuğunun ahlaklı, terbiyeli, bilgili, becerikli ve başarılı olmasını ister.
Tom çok becerikli değil, değil mi?
Tom becerikli görünüyor.
Ya becerikli ya da tembel ama her ikisi değil.
Tom oldukça becerikli, değil mi?
Tom çok becerikli, değil mi?
Tom becerikli, değil mi?
Tom son derece becerikli.
Becerikli misin?
Tom ve Meryem dürüst ve becerikli bir boyacı buldukları için çok memnun.
Pizza yapmada becerikli değilim ama Tom beceriklidir.
O, zeki ve becerikli.
O, New Yorklu becerikli bir avukatla evlendi.
Sen gerçekten oldukça becerikli bir araştırmacısın.
Tom çok becerikli değildir.
Tom gerçek bir becerikli işçi.
O ne becerikli!
Eskisi kadar becerikli olmadığını görüyorum.
Sen becerikli görünüyorsun.
Sami becerikli bir adamdı.
Tom bunu yapmada becerikli.
Tom çok becerikli idi.
Tom becerikli bir adamdır.
Tom'un bu kadar becerikli olmasını beklemiyordum.
Tom'un göründüğü kadar becerikli görünmüyorsun.
Tom çok becerikli değildi.
O, becerikli.
Temel Amerika'ya gidip ana dili gibi İngilizce öğrenmiş. Orada ayrıca burnunu ameliyat ettirip küçülttürmüş ve konservatuvar okuyup çok becerikli bir piyanist olmuş. Bir gün konser verip seyircileri selamladığında o sırada Amerika'da olup tesadüfen en ön sırada onu izleyen Dursun "Ula hemşerim, helal olsun çok iyi çaldın da!" diye bağırmış. Bunun üzerine şaşıran Temel kendisini nasıl tanıdığını sorunca Dursun "Piyanistler otururken tabureyi piyanoya doğru çekip ayarlarlar, sense önce tabureye oturup sonra piyanoyu kendine çektin. Oradan anladım da!" diye cevaplamış.
Becerikli diplomasi, savaşlardan kaçınmaya yardımcı olur.