Дізнайтеся, як використовувати başarmak у реченні турецька. Понад 40 ретельно відібраних прикладів із перекладами. Працює на Mate.
Başarmak için sıkı çalıştım.
Fred başarmak istediği amaçlardan karısına bahsetti.
Tom başarmak için ne gerektiğini anlıyor.
O, babasının işini başarmak zorundadır.
Tom başarmak için bir şansı olduğunu düşünmüyordu fakat o hiç olmazsa bir fırsat vermek istedi.
Başarmak için kestirme yoktur.
Başarmak için çok çalıştı.
Bu defa başarmak için kararlı.
Başarmak için omuz omuz gitmeliyiz.
Başarmak için istekli olduğundan dolayı çok çalışıyor.
O, kendi hayatı pahasına bile olsa başarmak istedi.
Önceden başardiğımız yarın başarabileceğimiz ve başarmak zorunda olduğumuz için bize ümit verir.
Önemli olan yaşamak değildir, başarmak hiç değildir. Önemli olan insan kalmayı bilmektir.
Ben denemek ve başarmak istiyorum.
Başarmak için endişeliyim.
Söylemek kolaydır ve başarmak zordur.
İşinde neyi başarmak istiyorsun?
Başarmak için sıkı çalışmalıyız.
İyiyi başarmak için kötülük yapmak gerekli değil.
Başarmak istiyorum.
Başarmak için, inanmalısın.
Onu başarmak istiyorum.
Büyük işleri başarmak için sadece hareket etmemeliyiz aynı zamanda hayal kurmalıyız; sadece planlamamalıyız aynı zamanda inanmalıyız.
O, büyük planlar başarmak üzereydi.
Ne yaptığına dikkat etmek başarmak için en önemli anahtarlardan biridir.
Onu başarmak için kendini tehlikeye atmak zorunda kalacaksın.
Hayatta bir şey başarmak istiyorum.
Dan hayatta başarmak istediği şeylerin bir listesini yaptı.
Bunu başarmak için nasıl plan yapıyorsun?
Başarmak istediğim şeyi başardım.
Başarmak için ne gerekiyorsa yapacağım.
Başarmak isteyen başarır.
Başarmak kolay olmalıydı.
Başarmak için çok çalışmak lazım.
Sırbistan'ın bunu başarmak için neler yapması gerekiyor?
Bunu başarmak için de yeterli eğitim gerekiyor.
Güzel şeyler başarmak için, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamamız gerek.
Bunu başarmak zorundayız.
Bazen bir kere başarmak için on kere başarısız olmak gerekir.
Harika şeyler başarmak için harekete geçmek yeterli değildir; hayal etmek de lazım; hesap yapmak yetmez; inanmak da gerekir.