Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связьВойти
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Переводчик сайтовОнлайн-переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasПримеры использованияWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связьВойти
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Переводчик сайтовОнлайн-переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasПримеры использованияWordsDefinitionIdioms

Примеры предложений на турецкий со словом "yaşayan"

Узнайте, как использовать yaşayan в предложении на турецкий. Более 100 тщательно отобранных примеров с переводами. Работает на Mate.

Müzede yaşayan bir hayvan yok.
Перевести с турецкий на английский

Mike'ın Şikago'da yaşayan bir arkadaşı var.
Перевести с турецкий на английский

Çılgınlık yapmadan yaşayan insan düşündüğü kadar akıllı değildir.
Перевести с турецкий на английский

Yaşayan hiçbir şey havasız yaşayamazdı.
Перевести с турецкий на английский

Tímea, Polonya'da yaşayan bir Macardır.
Перевести с турецкий на английский

Denizde yaşayan canlıların çoğu, kirlilikten etkilenir.
Перевести с турецкий на английский

Kılıçla yaşayan kılıçla ölecek.
Перевести с турецкий на английский

Londra'da yaşayan bir arkadaşım var.
Перевести с турецкий на английский

Kyoto'da yaşayan bir amcam var.
Перевести с турецкий на английский

Ekoloji tüm çevremizde yaşayan şeylerle ilgili çalışmadır.
Перевести с турецкий на английский

Bu, denizde yaşayan bir hayvan türüdür.
Перевести с турецкий на английский

Bu alanda yaşayan insanlar su yokluğu nedeniyle ölüyor.
Перевести с турецкий на английский

Japonya'da yaşayan insanlar Japon ülkesi anayasasına göre hareket etmelidir.
Перевести с турецкий на английский

Kılıçla yaşayan kılıçla ölür.
Перевести с турецкий на английский

" Dünyanın çevresinin iyiliği için söylüyorum," ama aslında o "Dünya üzerinde yaşayan insanların iyiliği için. "
Перевести с турецкий на английский

Yeni yolun tepede yaşayan insanlara faydası olacaktır.
Перевести с турецкий на английский

Tatsuya'nın New York'ta yaşayan bazı arkadaşları var.
Перевести с турецкий на английский

Tom Bostonda yaşayan bir adam tanıyor.
Перевести с турецкий на английский

Tom'un Boston'da yaşayan bir sürü arkadaşları var.
Перевести с турецкий на английский

Tom'un Boston'da yaşayan bir arkadaşı var.
Перевести с турецкий на английский

Tom kızı Boston'da yaşayan bir adam tanıyor.
Перевести с турецкий на английский

Tom bitişikte yaşayan adamla geçinemiyor.
Перевести с турецкий на английский

Tom onun mahallesinde yaşayan çocuklara vermek için bir sürü ucuz kameralar aldı.
Перевести с турецкий на английский

Nara'da yaşayan bir arkadaşım var.
Перевести с турецкий на английский

Balinalar okyanusta yaşayan büyük memelilerdir.
Перевести с турецкий на английский

O, bitişikte yaşayan adamdır.
Перевести с турецкий на английский

Bitişikte yaşayan çocuk sık sık eve geç gelir.
Перевести с турецкий на английский

Cam evlerde yaşayan insanlar taş fırlatmalılar.
Перевести с турецкий на английский

Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.
Перевести с турецкий на английский

O benim yaşayan tek akrabamdır.
Перевести с турецкий на английский

Burada yaşayan herkes zengin değil.
Перевести с турецкий на английский

Papua Yeni Gine'de yaşayan birçok Melanezyalının çok kıvırcık saçları vardır, değil mi?
Перевести с турецкий на английский

Osaka'da yaşayan bir teyzem var.
Перевести с турецкий на английский

Kyoto'da yaşayan bir arkadaşım var.
Перевести с турецкий на английский

Burada yaşayan herkes zengin değildir.
Перевести с турецкий на английский

Amerika'da yaşayan bir arkadaşım var.
Перевести с турецкий на английский

İngiltere'de yaşayan bir arkadaşım var.
Перевести с турецкий на английский

Sapparo'da yaşayan bir arkadaşım var.
Перевести с турецкий на английский

Paris'te yaşayan amcam bizi görmeye geldi.
Перевести с турецкий на английский

Bitişikte yaşayan gence soralım.
Перевести с турецкий на английский

Refah içinde yaşayan insanları küçümsedi.
Перевести с турецкий на английский

Onlar bitişikte yaşayan insanlardır.
Перевести с турецкий на английский

Los Angeles'ta yaşayan bir teyzem var.
Перевести с турецкий на английский

Kaktüsler kuru yerde yaşayan bitkilerdir.
Перевести с турецкий на английский

Orada yaşayan insanlar bizim arkadaşlarımız.

Her zaman yalnız yaşayan biriydim.

O yaşayan bir fosil!

Tokyo'da yaşayan yabancı iş adamları çoğunlukla ithal batı ürünlerinin yüksek fiyatlarından şikâyet etmektedir.

Tüm yaşam kimyaya dayalıdır ve yaşayan her şey kimyasal bileşiklerden oluşur.

Tüm dünyadaki yaşayan insanlar kardeşim mi?

Dünya'da yaşayan insanları küçümsemeyin.

Londra'da yaşayan bir sürü arkadaşım var.

O, yaşayan türlerin en güçlüsü değil, en zekisi değil fakat değişmek için en duyarlı olanıdır.

Boston'da yaşayan birisini tanıyorum.

Sadece burada yaşayan soğuğu bilir.

Yaşayan en büyük yalancı maalesef ki sensin.

Tom bana Boston'da yaşayan herhangi birini tanıyıp tanımadığımı sordu.

Tom'un Boston'da yaşayan herhangi bir akrabası olup olmadığını öğren.

Boston'da yaşayan bir amcam var.

Boston'da yaşayan bir dayım var.

Boston'da yaşayan bir ağabeyim var.

Boston'da yaşayan bir arkadaşım var.

Boston'da yaşayan birkaç arkadaşım var.

Tom'un Boston'da yaşayan bir erkek kardeşi var.

Almanya'da yaşayan bir arkadaşım var. Onun adı Tom. Onu tanıyor musunuz?

Dünyada yaşayan her şey birbirine bağlıdır.

Bu evde yaşayan birçok insan var.

Trompetler ses çıkardığında, ordu bağırdı ve trompet sesinde, adamlar yüksek sesle bağırdığında, duvar çöktü; bu yüzden herkes doğruca içeriye hücum etti ve şehri aldılar.Şehri LORD'a verdiler ve kılıçla onun içinde yaşayan her şeyi yok ettiler-erkekler, kadınlar, gençler ve yaşlılar, sığırlar, koyunlar ve eşekler.

O evde yaşayan biri var mı?

Bunlar, yandaki evde yaşayan insanlar.

Yaşayan en uzun adam Carl'dır.

Boston'da yaşayan çok arkadaşım var.

Balina, denizde yaşayan çok büyük bir memelidir.

Tokyo'da yaşayan teyzem bana güzel bir bluz gönderdi.

O yaşayan bir ansiklopedi.

Yaşayan bir köpek, ölü bir aslandan daha iyidir.

Perdeyi kapa! Caddenin karşısındaki evde yaşayan adam bir röntgenci.

Osaka'da yaşayan bir halam var.

Burada yaşayan insanların %30'unun hiç okyanus görmediği gerçekten doğru mu?

Kuzey kutbunda yaşayan penguenler var mı?

Tom'un yaşayan tek akrabası Boston'da yaşayan bir amca.

Boston'da yaşayan birini tanıyor musun?

Gözün görebildiği kadarıyla yaşayan bir ruh yoktu.

Tom'un ikisi de Boston'da yaşayan iki erkek kardeşi var.

Kyoto'da yaşayan iki kız kardeşi var.

Güneş sönse bütün yaşayan şeyler ölür.

Şehrin bu kısmında yaşayan bir sürü zengin insan var gibi görünüyor.

Güneş tutulması ya da güneşin ışığını tam engelleme, güneş lekesinin karanlık ortasıyla kaplanmış alanda yaşayanlar tarafından görülür. Yarı gölge tarafından kaplanmış dünya alanında yaşayan insanlar bir kısmi tutulma görecektir.

Arkadaş nedir? İki bedende yaşayan bir ruh.

Burada yaşayan insanlar üst tabakaya aittir.

Burada yaşayan insanları tanıyor musun?

Tom benim yaşayan tek akrabam.

Kuzey Afrikalılar az çok İtalyanlar gibidirler. Hepimiz Akdeniz çevresinde yaşayan insanlarız ve birçok kültürel özellikleri paylaşırız.

Yan dairede yaşayan kadın şu anda sosyal hizmetler için çalışıyor.

Bilim adamları, sadece Antarktika'da yaşayan bir uçan penguen kolonisi keşfetti.

Kyoto'da yaşayan bir ağabeyim var.

Orada yaşayan bir ruh yoktu.

O, yaşayan en büyük sanatçıdır.

Osaka'da yaşayan amcam/dayım dün bizi ziyaret etti.

Onun Tokyo'da yaşayan bir erkek kardeşi var.

Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский
Перевести с турецкий на английский