Узнайте, как использовать sert в предложении на турецкий. Более 100 тщательно отобранных примеров с переводами. Работает на Mate.
O sert bir kadındır.
Перевести с турецкий на английский
Makinenin iskeleti sert olmalı.
Перевести с турецкий на английский
Parkta oynayamayacakları kadar rüzgar çok sert esti.
Перевести с турецкий на английский
Rüzgar sert esiyor.
Перевести с турецкий на английский
O, sert araba sürer.
Перевести с турецкий на английский
Bu iş sırasında, sert surat yaparsan, müşteriler gelmez.
Перевести с турецкий на английский
Tepenin üstüne ulaştığımızda rüzgar daha da sert esti.
Перевести с турецкий на английский
Birey ne kadar gururlu olursa, ceza o kadar sert olur.
Перевести с турецкий на английский
Benim omuzlarım sert.
Перевести с турецкий на английский
Benim kötü bir sert ensem var.
Перевести с турецкий на английский
Sert oynamanın bir faydası yok.
Перевести с турецкий на английский
Bütün gece rüzgar sert esiyordu.
Перевести с турецкий на английский
Bu kitabın hem sert hem de yumuşak kapak sürümleri mevcuttur.
Перевести с турецкий на английский
Dün sert rüzgarların yanı sıra, yoğun yağmur yağdı.
Перевести с турецкий на английский
Nikel, sert, gümüş beyazı bir metaldır.
Перевести с турецкий на английский
Paranın konuştuğu bu sert, küçük dünyada, onun hayat tarzı derin bir nefes taze hava gibi.
Перевести с турецкий на английский
Sert zamanlar sert önlemler gerektirir.
Перевести с турецкий на английский
Birkaç hafta sonra, doktorlar Cleveland'a sert kauçuktan yeni bir çene çıkışı yaptı.
Перевести с турецкий на английский
Tom topa gerçekten sert vurdu.
Перевести с турецкий на английский
Dün gece sert dondu.
Перевести с турецкий на английский
Silvia'nın onu övmeyen sert bir babası vardı.
Перевести с турецкий на английский
Nancy benim ilgilenmem için sert bir kız.
Перевести с турецкий на английский
Jim topa çok sert vurdu.
Перевести с турецкий на английский
Alice sert annesinden korkmuştu.
Перевести с турецкий на английский
O ona sert vurdu.
Перевести с турецкий на английский
Et sert.
Перевести с турецкий на английский
Sert esiyor.
Перевести с турецкий на английский
O ona sert tekme attı.
Перевести с турецкий на английский
O, topa sert vurdu.
Перевести с турецкий на английский
Sert bir rüzgar esiyor.
Перевести с турецкий на английский
Onların kasları sert.
Перевести с турецкий на английский
O sert bir sandalyeye oturdu.
Перевести с турецкий на английский
Ekmek bayat ve sert.
Перевести с турецкий на английский
Buz çatlamak için çok sert.
Перевести с турецкий на английский
Rüzgar şimdi sert esiyor.
Перевести с турецкий на английский
Onun adamları sert ve iyi savaştı.
Перевести с турецкий на английский
Çok sert bir kış yaşadık.
Перевести с турецкий на английский
Bu masa sert ahşaptan yapılmıştır.
Перевести с турецкий на английский
Benim en sevdiğim zemin sert ahşaptır.
Перевести с турецкий на английский
Sert hava insanları korkutur.
Перевести с турецкий на английский
Gölet sert donduruldu.
Перевести с турецкий на английский
Tom bir kaya ve sert bir yer arasına sıkıştı.
Перевести с турецкий на английский
Lütfen yumurtaları çok sert kaynatma.
Перевести с турецкий на английский
Sen bana her zaman sert karşılık verirsin, değil mi?
Перевести с турецкий на английский
Tom bir kaya ve sert bir yerin arasında sıkıştı.
Перевести с турецкий на английский
O, sert görünüyor.
Перевести с турецкий на английский
Rüzgar sert esti.
Перевести с турецкий на английский
Sert gıdalar yemeyin.
Перевести с турецкий на английский
Bana çok sert vurmayın.
Перевести с турецкий на английский
Sert bir rüzgar esiyordu.
Перевести с турецкий на английский
Belediye başkanını sert bir biçimde eleştirdi.
Перевести с турецкий на английский
Rüzgar hâlâ sert esiyor.
Перевести с турецкий на английский
Boksör rakibine sert vurdu.
Перевести с турецкий на английский
Çalışan erkekler sert elma şırası içtiler.
Babam sert likör içmez.
Bu bayat ekmek bir kaya kadar sert.
Durum sert önlemler gerektiriyor.
Bugünün sert gerçeklerine adapte olmalıyız.
Gökyüzü gittikçe karardı ve rüzgar gittikçe daha sert esti.
Rakibini sert bir biçimde eleştirdi.
Bay Yoshida çocuklarına karşı çok sert.
İngilizce öğretmenimiz hem sert hem de naziktir.
Türbulanstan dolayı sert bir uçuş yaptık.
Sert bir kış geçireceğimizi söylüyorlar.
Çocuklara karşı çok sert olma.
Tom sert bir adam.
O onlara sert davranıyor.
Bu bira sert.
Tom sert bir darbe aldı.
O sert bir eleştirmen.
Gerçekten sert vurdum.
E vitamini bakımından zengin gıdalar koyu yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, sert kabuklu yemişler ve tam taneli hububatları içermektedir.
Bu sert adam kim?
Sert ama adilsin.
Şu şirketle sert bir yarış halindeyiz.
Musluk suyun çok sert. Bir yumuşatma cihazı al.
Beni yıllar yılı ezmenin nedeni toprak gibi sert olmam için miydi?
Bazı insanlar sert tokalaşırken bazıları elinin ucuyla tokalaşır.
Tom'a çok sert olma.
Tom oldukça sert.
Bu ip çok sert.
Oldukça sert.
Bu yatak uyumak için çok sert.
Tom sert konuşur.
Bu viski çok sert.
Ben sert kimseyim.
Dışarıdan çok sert görünmesine rağmen aslında ne kadar yufka yürekli birisi olduğunu onu tanıyanlar anlatıyor.
Bu viski aşırı sert.
Sert, değil mi?
Hiçbir şey elmas kadar sert değildir.
Bazı sert kışlar yaşadık.
Sert gözüküyor, ama aslında çok kibardır.
Bu çok sert bir yatak.
O sert bir kadın.
Sert değilim.
Bizim öğretmenimiz hem sert hem de yumuşak huyludur.
Sert yakalı bir gömleğe ihtiyacım var.
Bu sert oyunlarda oyuncular sıklıkla ciddi olarak yaralanır ve hatta bazen ölürdü.
Tom'un sert bir şey yapacağını düşünüyorum.
Sert bir adam gibi davranıyor.