Узнайте, как использовать sınırlı в предложении на турецкий. Более 61 тщательно отобранных примеров с переводами. Работает на Mate.
Sınırlı kaynaklarımız var.
Перевести с турецкий на английский
Futbol zorunlu olarak erkeklerle sınırlı değildir.
Перевести с турецкий на английский
Bu sınırlı ekspres Sendai'ye gider.
Перевести с турецкий на английский
Bu baskı yedi bin nüsha ile sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Politikada sınırlı yetenekleri vardı.
Перевести с турецкий на английский
Sınırlı bir bütçeyle seyahat ediyoruz.
Перевести с турецкий на английский
Sınırlı görüş nedeniyle sefer zor olabilir.
Перевести с турецкий на английский
Siz dersinizi ne kadar iyi çalışırsanız çalışın yapabileceğiniz sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Size kızamıyorum biliyorum ki sınırlı yaşamımızda insanların mutluluğu için çalışıyorsunuz.
Перевести с турецкий на английский
Zamanınız sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Sınırlı su kaynağımızı koruyalım.
Перевести с турецкий на английский
Sınırlı su kaynaklarımızı koruyalım.
Перевести с турецкий на английский
Birçok yazılım şirketi, işlevselliği sınırlı olsa da, ürünlerinin ücretsiz versiyonlarını sunuyorlar.
Перевести с турецкий на английский
Sınıftaki öğrenci sayısı on beşle sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Çok sınırlı bir stoğumuz var.
Перевести с турецкий на английский
Bence tek dillilik çok sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Sınırlı bir bütçe ile çalışıyoruz.
Перевести с турецкий на английский
Bu sınırlı bir süre teklifi.
Перевести с турецкий на английский
Fransızcam çok sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Bu teklif sadece sınırlı bir süre için geçerli.
Перевести с турецкий на английский
Almancam çok sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Sınırlı alanımız var.
Перевести с турецкий на английский
Zaman sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Burada Boston'daki zamanımız sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Miktarlar sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Kaynaklar sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Biletler sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Bizim kaynaklarımız sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Bisiklet girişi sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Benim kelime hazinem sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Nükleer soykırım senaryosu sadece eski propagandadır. Silah depoları sınırlı ve paslı.
Перевести с турецкий на английский
Biletler hızla satılıyor ve yer sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Özel değilim, sadece sınırlı üretimlerdenim.
Перевести с турецкий на английский
Bizim zamanımız sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Evren sınırlı mıdır?
Перевести с турецкий на английский
Buralarda yiyecek sınırlı mı?
Перевести с турецкий на английский
Bizim seçeneklerimiz çok sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Sınırlı bir gezegende sınırsız bir büyüme olamaz.
Перевести с турецкий на английский
Bütçemiz çok sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Be sınıftaki öğrenci sayısı on beşle sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Denememi yazmak için sınırlı zamanım vardı, bu yüzden zaman zaman kestirmeden gittim.
Перевести с турецкий на английский
Ayrıca ifade özgürlüğünün sınırlı olduğu ülkeler var.
Перевести с турецкий на английский
Fransızcam sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Sınırlı biletler mevcuttur.
Перевести с турецкий на английский
Görüş yoğun siste ciddi olarak sınırlı idi.
Перевести с турецкий на английский
Bilgi sınırlıdır; bilgelik daha sınırlı.
Перевести с турецкий на английский
Tanrı altın bir tahtta bulutların içinde yalnız oturan sınırlı bir kişi değildir. Tanrı her şeyin içinde yaşayan saf Bilinçtir. Bu gerçeği anlamak için, herkesi eşit kabul etmeyi ve sevmeyi öğrenin.
Перевести с турецкий на английский
Sınırlı mali yardım mevcuttur.
Benim seçeneklerim sınırlı.
Özel değilim, sadece sınırlı üretimlerdenım.
Bu öneri yalnızca sınırlı bir süre için geçerlidir.
Bu teklif sadece sınırlı bir süre boyunca geçerlidir.
Kaynaklarınız sınırlı olduğunda öncelik sıralaması yapmanız gerekir.
Onun geçimi sınırlı.
Onun parası sınırlı.
Bu İtalyancadan Türkçeye geçmiş bir kelime, kullanım alanı sporla sınırlı.
Sorun tek bir sporla sınırlı değil.
Bu sınırlı süreli bir teklif.
Servet değerindeki bu arabadan sınırlı sayıda üretildi.
Amerika ülkedeyken görev yapan Afganistan başkanlarına, başkentin dışındaki bölgelerde hakimiyetlerinin sınırlı olmasından dolayı bazen "Kabil Belediye Başkanı" deniyordu.
Zamanım sınırlı.