Узнайте, как использовать önem в предложении на турецкий. Более 89 тщательно отобранных примеров с переводами. Работает на Mate.
Savaşı kazanıp kazanmamamız çok önem arz edecek.
Перевести с турецкий на английский
Bu konuya çok önem verdi.
Перевести с турецкий на английский
Sözlerime biraz önem verdiler.
Перевести с турецкий на английский
Kendi güvenliklerine önem vermediler.
Перевести с турецкий на английский
Konuşulan İngilizceye büyük önem verdi.
Перевести с турецкий на английский
Paraya çok fazla önem vermemeliyiz.
Перевести с турецкий на английский
Onun söylediklerine çok fazla önem yüklüyorsun.
Перевести с турецкий на английский
İtibarına çok önem verir.
Перевести с турецкий на английский
Onun oraya gitmesine önem verdik.
Перевести с турецкий на английский
Her şeyden önce, sağlığıma önem veririm.
Перевести с турецкий на английский
Neden sterilizasyona önem vermiyorsun?
Перевести с турецкий на английский
Tom'u önem verdiğini söyleyebilirim.
Перевести с турецкий на английский
İyi beslenme bir bebeğin büyümesi için hayati önem taşımaktadır.
Перевести с турецкий на английский
Onun uyarılarına daha fazla önem vermelisin.
Перевести с турецкий на английский
Tom sağlığına önem gösterir.
Перевести с турецкий на английский
Dış görünüşe önem verme.
Перевести с турецкий на английский
Bu hayati önem taşıyan bir konu.
Перевести с турецкий на английский
İnsanlar günümüzde popüler kültüre eskisinden daha çok önem vermekte.
Перевести с турецкий на английский
Özel yaşamıma önem veririm.
Перевести с турецкий на английский
Gerçekten önem verdiğimi düşünüyor musun?
Перевести с турецкий на английский
Tom'un tüm önem verdiği şey para.
Перевести с турецкий на английский
Okul hakkında neye önem veriyorsun? Yarın oraya gidebilirsin.
Перевести с турецкий на английский
Onun eksanterik hareketlerine önem vermemelisiniz.
Перевести с турецкий на английский
Onun eksanterik hareketlerine hiç önem vermemelisin.
Перевести с турецкий на английский
Çiçeklere ne zamandır önem veriyorsun?
Перевести с турецкий на английский
O bu konuya önem vermektedir.
Перевести с турецкий на английский
Onlar temizliğe büyük önem verdi.
Перевести с турецкий на английский
O, olaya büyük önem verdi.
Перевести с турецкий на английский
Su hayati bir önem taşıyan doğal bir kaynaktır.
Перевести с турецкий на английский
Ne zamandan beri herhangi birinin ne düşündüğüne önem veriyorsun?
Перевести с турецкий на английский
Ne zamandan beri başka birinin ne düşündüğüne önem veriyorsun?
Перевести с турецкий на английский
Ne zamandan beri ne düşündüğüme önem veriyorsun?
Перевести с турецкий на английский
"Aslında beni hiç sevmiyorsun. Tek önem verdiğin şey matematik!" "Ne münasebet, seni seviyorum!" "Kanıtla!" "Peki. Sevdiğim şeyler A kümesi olsun..."
Перевести с турецкий на английский
Başka hiç kimseye önem vermiyorum!
Перевести с турецкий на английский
Çok önem taşıyor.
Перевести с турецкий на английский
O ona önem verecek birini istiyor.
Перевести с турецкий на английский
Randevulara zamanında gitmeye önem veririm.
Перевести с турецкий на английский
Tom Mary'nin önem verdiğini biliyordu.
Перевести с турецкий на английский
Onlar o konuya önem verdi.
Перевести с турецкий на английский
Bu şeyleri önem sırasına göre sıralamaya çalış.
Перевести с турецкий на английский
Çoğu kadın modaya çok önem verir.
Перевести с турецкий на английский
Bu yüzden önem veriyorum.
Перевести с турецкий на английский
Neden bu kadar önem veriyorsun?
Перевести с турецкий на английский
Önem vermemizin nedeni bu.
Перевести с турецкий на английский
Toplumun ne düşündüğüne neden önem vermeliyim?
Перевести с турецкий на английский
Caribou ultraviyole ışığı görebilir. Bu yetenek sert Arktik ortamda yaşamaları için hayati önem taşımaktadır.
Перевести с турецкий на английский
Onların ağımıza sızmasına önem veremeyiz.
Tüm eleştrilerine önem verirsem, olduğum yerde olmam.
Tüketiciler genelde kaliteden ziyade miktara önem verir.
Eğer gerçekten aile değerlerine önem veren bir milletsek, çoğu kadının doğum yapmak için ücretli izin bile alamadığı gerçeğine katlanmazdık.
Onun yardımı, bu planın başarısı için hayati önem taşıyor.
Neden bu olaya önem veriyorsunuz?
Tom senin düşündüğünden daha fazla önem verir.
Hiç kimse ne düşündüğüme önem vermez.
Hiç kimse ne düşündüğüne önem vermez.
Hiç kimse onun ne düşündüğüne önem vermez.
Bu soru büyük bir önem taşımaktadır.
Ben onun sözlerine önem vermedim.
Tom çocuklar yedikten sonra yemek yemeye önem vermediğini söyledi.
Hayatta, kendince ne çok şeyin önemsiz olduğunu göreceksin, neylerin kendin için önem taşıdığını daha iyi anladığında.
Tom temizliğe çok önem verdi.
O gün benim sözlerime önem verilmedi.
Elden gelen bölgesel önlemlerin alınmasına ve özellikle halkın gerçek durum üzerinde aydınlatılmasına ve orada bulunan yabancı birlik ve subaylardan çekinmeye yer olmadığının anlatılmasına önem verildi ve hemen o bölgede ulusal örgütler kurmaya girişildi.
Türk kültüründe ekmeğe büyük önem atfedilir.
Sporcu yaşantısında, fiziksel dayanıklılığın yanı sıra psikolojik dayanıklılık da oldukça önem taşır.
İplemek; umursamak, aldırış etmek, değer ve önem vermek
İnternette gizliliğime önem vermiyordum, ama geçenlerde bir kimlik hırsızı benim kimlik bilgilerimle banka hesabımı boşalttı.
''Romantik akşam yemeği'' sözcük öbeğinin ''Romantik'' kısmı daha çok kadınlara hitap ediyor iken, erkekler için önem arz eden ''Akşam yemeği'' olmaktadır.
Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler elinden büyük iş gelmeyenlerdir.
Durres turizm açısından da önem taşıyor.
Genişleme, coğrafi açıdan da önem taşıyor.
Makedonya son yıllarda bilime büyük önem veriyor.
Eğitim, bu toplum için hayati önem taşıyor.
Terör, fazla önem vermediğimiz bir sorun.
Projeler turizm açısından da önem taşıyor.
Hükümet sürece çok önem verdi.
Yaz aşklarına hak ettiğinden fazla önem atfetmemek lazım.
Tom ve Mary; kimsenin onlardan hoşlanmıyor gibi görünmesine önem veriyor gibi görünmüyordu.
İnsanların görünüşlerine pek önem vermiyorum.
İnternetin uçsuz bucaksız imkânları dünyanın dört bir köşesine yayıldıkça okul dışı öğrenim de okulda öğrenim kadar önem kazandı.
Endotrakeal tüp takarken gırtlağa zarar vermemek her zaman önem arz eden bir konudur.
Bu bir gerçek önem mevzuu.
Buraya nasıl geldiğin önem arz etmez.
Ne kadar süreceği önem arz etmez.
Keske benim fikirlerime daha çok önem verseydi.
Spora her zaman ve özellikle tüm hükümetler tarafından en büyük önem verilmiştir ve bunun iyi bir nedeni vardır: kitleleri eğlendiriyor, şaşırtıyor ve aptallaştırıyor; ve her şeyden önce diktatörler neden her zaman ve her durumda spor yanlısı olduklarını biliyorlar.
Üretimde ham maddenin vakitlice tedarik edilmesi büyük önem teşkil eder.
Dakiklik yeni işinde büyük önem arz ediyor.
Görme ve işitme duyularının gerçeklik algısı oluşturmada öteki duyularımızdan daha büyük önem arz ettiği düşünülegelmiştir.