Apprenez à utiliser öylesine dans une phrase en Turc. Plus de 63 phrases d'exemple sélectionnées avec traductions. Adapté au mobile et gratuit. Propulsé par Mate.
Hikayeye inanacak kadar öylesine aptal değildir.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine sıcak bir gündü ki yüzmeye gittik.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine bir şeyi bir kez çok sık yaparsın ve cezalandırılırsın.
Traduire du Turc vers le Anglais
Anladığım kadarıyla, öylesine bir plan imkansızdır.
Traduire du Turc vers le Anglais
Erkek kardeşim okumaya öylesine dalmıştı ki odaya girdiğimde beni fark etmedi.
Traduire du Turc vers le Anglais
Linda'nın hayal kırıklığı öylesine fazlaydı ki gözyaşlarına boğuldu.
Traduire du Turc vers le Anglais
Niçin öylesine eski bir arabayı istiyorsun?
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine haksız bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.
Traduire du Turc vers le Anglais
Bu öylesine hüzünlü bir hikaye.
Traduire du Turc vers le Anglais
O ve ben öylesine yakın arkadaşlarız ki neredeyse birbirimizin aklını okuruz.
Traduire du Turc vers le Anglais
Ben dün izlediğim gibi öylesine heyecan verici bir ragbi maçı görmemiştim.
Traduire du Turc vers le Anglais
Tom öylesine kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadı.
Traduire du Turc vers le Anglais
Tom, Mary'nin öylesine iyi bir aşçı olduğunu bilmiyordu.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine bir plan kesin başarısız olacaktır.
Traduire du Turc vers le Anglais
O, öylesine aptal bir şey söylemiş olamaz.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine bir şoktu.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine parlak bir çocuktu ki diğerleri ona hayrandı.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine büyük bir malikhâneyi nasıl idare edeceğimi bilmiyorum.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine eski bir şarkı ki onu herkes bilir.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine sıkıcı bir konuşmaydı ki uyuyakaldım.
Traduire du Turc vers le Anglais
Thomas A. Edison işini öylesine sever ki ortalama olarak 24 saatte 4 saatten daha az uyur.
Traduire du Turc vers le Anglais
İnsanın beden ve aklı birbirine öylesine bağlıdır ki birini etkileyen diğerini de etkiler.
Traduire du Turc vers le Anglais
Tom öylesine yaşlıydı ki köydeki en yaşlı bile önceleri onu yaşlı bir adam olarak biliyordu.
Traduire du Turc vers le Anglais
Benim müthiş büyükannem dil için öylesine titizdi ki ne zaman birinin "Can I.."ile soru sorduğunu duysa onların sözünü keser ve ani reaksiyon gösterirdi, "ben bilmiyorum, sen? Neyi yapabildiğini kendin bilmiyorsan ben nasıl bilirim? Eğer izin istiyorsan 'May I...' de"
Traduire du Turc vers le Anglais
Cidden bölüm 21 beni öylesine çok güldürdü ki neredeyse ağlayacaktım.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine bakınıyoruz.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine vazgeçemezsin.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine ağzımdan çıktı.
Traduire du Turc vers le Anglais
Burada öylesine emirler vermezsin!
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine uğrayıverdiğim için kusuruma bakma, ama cebin kapalıydı.
Traduire du Turc vers le Anglais
Öylesine yorgunum ki...
Traduire du Turc vers le Anglais
O, öylesine kötü bir fikir değil.
Traduire du Turc vers le Anglais
Bu öylesine basit bir fikir gibi görünüyordu.
Traduire du Turc vers le Anglais
Belki de o öylesine iyi bir fikir değil.
Traduire du Turc vers le Anglais
Belki de bu öylesine iyi bir fikir değil.
Traduire du Turc vers le Anglais
Bu öylesine iyi bir fikir değildi.
Traduire du Turc vers le Anglais
Bu öylesine iyi bir fikir olmayabilir.
Traduire du Turc vers le Anglais
Bunun öylesine parlak bir fikir olduğundan emin misin?
Traduire du Turc vers le Anglais
Güzel kadınlar genç ölür- ya da öylesine demişler. Eğer öyleyse benim karım uzun bir hayat yaşayacak.
Öylesine soğuk bir gündü ki caddede hiç kimse yoktu.
Öylesine yapabilirsin,bu nasıl yapıldığını bildiğin anlamına gelmez.
Öylesine güzel bir gündü ki biz piknik yapmaya karar verdik.
Öylesine soğuk bir gündü ki dışarı çıkmamaya karar verdik.
Bu üç yıl daha ya da öylesine olmayacak.
Bu nehir öylesine kirli ki, balıklar artık onun içinde yaşayamıyorlar.
Biz öylesine şaşkındık ki yanıt bile veremedik.
Unzen dağı öylesine güzel bir yer ki birçok insan orayı ziyaret eder.
Öylesine güzel bir gündü ki birçok çocuk parkta oynuyordu.
O bize öylesine komik bir hikaye anlattı ki biz hepimiz güldük.
Öylesine güzel bir gündü ki biz yürüyüşe çıktık.
Film öylesine sıkıcıydı ki seyirciler tek tek ayrılmıştı.
Tren öylesine kalabalıktı ki Ueno'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorundaydım.
O öylesine güzel bir kızdı ki o geçerken herkes ona bakmak için döndü.
O öylesine uzun boylu bir adamdır ki tavana erişebilir.
Kendisini Beatles dinlemeye öylesine kaptırmıştı ki onunla olan randevusunu kaçırdı.
Tom öylesine sarhoştu ki kapıyı bile açamadı.
Bunun kasıtlı olarak yapılmadığına, kesinlikle ama kesinlikle öylesine denk geldiğine inanıyorum.
Chris'in yüreği öylesine örselenmiş ve boşluktaydı ki düzelebilmesi mümkün olmadı.
Ağrı öylesine şiddetliydi ki uyuyamadım.
Bu sahne öylesine duygu yüklüydü ki gözyaşlarıma engel olamadım.
Bir önemi yok, öylesine sormuştum.
Bar öylesine duman altı olmuştu ki gözlerimde batma hissi olmaya başladı.
Öylesine kötü biri miyim?