Lernen Sie, wie man zorluk in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
İstasyonda biletimi bulurken büyük zorluk yaşadım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu tür müzik, daha yaşlı insanların anlamakta zorluk çektiği bir şeydir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Otobüs durağını bulmakta çok zorluk çektik.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Planı uygulamada zorluk çekmedim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hayatta zorluk seçimdir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ve Mary herhangi bir zorluk olmadan görevlerini tamamladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom kararlar vermede zorluk çekiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom arkadaş edinmede zorluk çekiyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ben konsantre olmakta zorluk çekiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Evini bulmakta zorluk çekmedim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Nefes almada zorluk çekiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yeni bir zorluk ortaya çıktı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom işitmekte zorluk çekiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Konsantre olmada zorluk çekiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, gizemi açıklamada zorluk çekmedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İşi herhangi bir zorluk olmadan yaptı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bazı insanlar özür dilemekte zorluk çekerler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Problemi çözmede bir zorluk çekmedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Havaalanına giderken zorluk çektim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu problemi çözmede zorluk çektim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sorunu çözmede zorluk çektim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun evini bulmada zorluk çekmedim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun evini bulmakta biraz zorluk çektik.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun ofisini bulmada zorluk çekmedim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sana telefonla ulaşmakta zorluk çektik.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Gizemi açıklamada zorluk çekmedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Nehri yüzerek geçmede zorluk çekmedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dedem duymakta biraz zorluk çekiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Neden onaylamakta zorluk çekiyorsunuz?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çevremdeki oyunu anlıyorum fakat büyük oyunu anlamakta zorluk çekiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Jenny Japonca çalıştığından Japonya'da zorluk çekmedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom herhangi bir zorluk olmadan işi bitirdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ciddi bir zorluk içinde.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İklim değişimi, iç savaş,finansal zorluk ve altyapısal kaosun hepsi bu ülkede karışıklığa neden olmuştu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sana zorluk çıkarmak istemiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Görevlerini bir zorluk olmadan tamamladılar.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O büyük zorluk içinde.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dikkatli ol. Bir zorluk istemiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu günde konuşmakta zorluk çektim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sadece bir zorluk var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom nefes almada zorluk yaşıyor gibi görünüyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Birbiri ardına bir zorluk vardı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Nefes almada biraz zorluk çekiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom konuşmada zorluk yaşıyor gibi görünüyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom yürümede zorluk yaşıyor gibi görünüyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom biraz zorluk yaşıyor gibi görünüyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Aşılması gereken birkaç ciddi zorluk olduğunu düşünüyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Zorluk zamanlarında bize yardımcı olur.
Golf oynamakta zorluk çekiyorum.
Dil öğrenmekte zorluk çekiyorum.
Eğer zorluk oluşursa, beni arayın.
Zorluk olması halinde, sorabilirsin.
Finansal zorluk çekiyorlar.
Tom nefes almada zorluk yaşıyor.
Tom nefes almada zorluk çekiyordu.
Tom oraya gidip gitmemeye karar vermede zorluk yaşıyor.
Onu yaparken herhangi bir zorluk yaşıyor musun?
Onunla irtibat kurmada bir sürü zorluk yaşadım.
Kiramı ödemede zorluk çekiyorum.
Tom hapları yutarken zorluk yaşadı.
Tom herhangi bir zorluk olmadan işi yapabildi.
Tom, Mary'yi işinden ayrılmaya ikna etmekte zorluk yaşadı.
Tom işini bırakması gerektiği konusunda Mary'yi ikna etmekte zorluk yaşadı.
Pilot, uçağı kontrol ederken zorluk yaşadı.
Tom ciddi zorluk içinde olabilir.
Tom, Mary'nin ne dediğini anlamakta zorluk çekti.
Tom halka açık bir telefon bulmakta zorluk yaşadı.
Tom bana uyumakta zorluk çektiğini söyledi.
Bugün çok zorluk yaşadım.
Tom hatalı olduğunu kabul etmekte zorluk çekiyordu.
Tom birçok zorluk içinde.
Tom'un birçok zorluk içinde olduğunu biliyorum.
Tom uykuya dalmakta zorluk yaşadı.
Tom nefes almakta zorluk çekti.
Onun İngilizce mesajı anlamasını sağlamada zorluk çektim.
Biz senin otelini bulmakta zorluk yaşadık.
Tom problemin çözümünde hiçbir zorluk çekmedi.
Bunu bulmada zorluk yaşıyorum.
Ben hiç uykuya dalmakta zorluk yaşamadım.
Gerçekten herhangi bir zorluk yoktu.
O, ağaçlara tırmanmada zorluk çekmiyor.
O herhangi bir zorluk olmadan ofisi buldu.
Onlar hedeflerine ulaşmakta zorluk yaşadılar.
Onu anlamakta zorluk çekiyorum.
Tom onu yaparken zorluk yaşadı.
Evimizi bulmada zorluk yaşadığın için üzgünüm.
Uyumakta zorluk mu yaşıyorsunuz?
O nefes almakta zorluk yaşıyor.
Ben dil öğrenmekte zorluk yaşıyorum.
İsyan, zorluk olmadan bastırıldı.
Biz zorluk olmadan sorunun üstesinden gelebiliriz.
O herhangi bir zorluk olmadan işi yaptı.
Yaşlı insanlar zamanın yeni teknolojisini anlamakta zorluk çekiyor.
Tom onunla dansa gitmesi için Mary'yi ikna etmede zorluk yaşadı.
Başlangıçta büyük zorluk yaşadım.
O, zorluk olmadan ağaca çıkar.
Tom zorluk içinde.
Tom maaşı ile geçinmede zorluk yaşadı.
Uyumakta hiç zorluk çekiyor musun?
Nefes alırken herhangi bir zorluk yaşıyor musun?