Lernen Sie, wie man meryem in einem Türkisch Satz verwendet. Über 90 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Kuran'da Hz. Meryem ve Hz. İsa'nın doğumu hakkında bir bölüm vardır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hz. Meryem, İslam'da iffetin ve masumiyetin simgesidir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem Hanım o günlerde de sıkıntılı bir dönem yaşıyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yeni duydum, Tom ve Meryem Noel için Boston'a dönüyormuş.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom, Meryem ve John'un tartıştığını duydu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ve Meryem yüzen evde bir hafta geçirip dinlendiler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom dışarıda, ama Meryem burada.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ve Meryem dün geceki partide birbirlerine takılıp duruyorlardı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem, Tom'un portakalı kabuğuyla, bütün olarak yemesine çok şaşırdı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ve Meryem yüzen evde rahatlatıcı bir hafta geçirdiler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom bir şeyler söylemek istedi, ama Meryem sözünü kesti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom, Meryem kendisini terk edince bunalıma girdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem Tom'a kızmıştı ve çağrılarına dönüş yapmadı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ve Meryem birbirlerini görmezlikten geliyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem, çantasını alıp gitti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem her zaman örnek bir öğrenci oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem çiçekli bir elbise giydi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem ilgi odağı oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem herkesin dilindeydi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ve Meryem çocuklarına, bir konuşmayı bölmek isterlerse "affedersiniz" demeyi öğretti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom, Meryem ile buluşunca yeniden doğmuş gibi oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom, Meryem ile tanışınca yeniden doğmuş gibi oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ve Meryem her yıl kazançlarının yarısından fazlasını biriktirir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem makyajını yenilemek için akıllı telefonunu ayna olarak kullandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem, Tom'la yaşadığı gelgitli ilişkisini umutsuzca kurtarmaya çalıştı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem Tom'un patronuna katlanamıyor, çünkü o erkek şovenisti bir domuz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem, yolculuğun engebeli bölümlerinde destek için yürüyüş batonu kullandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem, yemek yaparken Tom'un etrafında dönüp durmasına tahammül edemiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ve Meryem Fransa'daki hac yolu yürüyüşünün keyfini çıkarıyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ve Meryem arasındaki kavga tüm geceyi mahvetti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem, Tom'un kapıyı çarpmasından onun mutsuz olduğunu anladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem klasik bir orta sınıf Amerikan annesi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom, Meryem ile benim bir dolap çevirdiğimizden şüpheleniyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem snooze tuşuna vurdu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem alarm erteleme düğmesine hiddetle bastı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem, tüm bunlar gerçek miydi yoksa rüya mı görüyordu emin değildi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bakire Meryem, İsa'nın anasıdır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem öbür kızlar gibi değil.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Evliliklerinin daha ilk aylarında, Meryem Tom'un karanlık yüzünü görmeye başladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Meryem oldukça sıradan biri, ama Tom onu bulunmaz Hint kumaşı gibi görüyor.
Meryem fitness dersine gitti.
Meryem, Tom'un cep telefonunu kazara çamaşır makinesine atmış.
Tom ve Meryem tenis oynuyorlar.
Tom Meryem hakkında bir şeyler biliyor olabilir.
Meryem silahtan anlar.
Tom ve Meryem dürüst ve becerikli bir boyacı buldukları için çok memnun.
Tom ile Meryem, anne-babalarının rızası olmadan evlendiler.
Meryem eteğini düzeltti.
Meryem akşam yemeğinden sonra yatak odasına çekildi.
Meryem ayak bileğinden ameliyat olduktan sonra Tom onun eli ayağı olmak durumunda kaldı.
Meryem yodel tarzı şarkı söyler.
Meryem Tom yüzünden bunalıma girdi.
Meryem Tom'un kendisine ağız spreyi almasından gücendi.
Meryem ön dişlerinin ayrık olmasından utanıyor.
Meryem hamileyken tuhaf aşermeleri olmuştu biraz.
Meryem ve Tom sekizinci sınıftan beri birbirlerine aşık.
Meryem ile Selime arasında kommensalist bir ilişki var.
Meryem ile Selime'nin yancılık üzerine kurulu bir ilişkisi var.
Meryem henüz akşam yemeğini pişirmedi.
Tom, başka bir kadın için Meryem ve çocukları terk edince şiddetli eleştirilere maruz kaldı.
Tom ve Meryem oğullarına doğumu gerçekleştiren doktorun adını verdiler.
Meryem apar topar merdivenlerden indi.
Dalgalar etraflarını döverken Tom ve Meryem can havliyle filikalarının küpeştesine yapıştılar.
Meryem! Meryem! Meryem!
Meryem oldukça çekici.
Meryem güzeldir.
Meryem asıldı, değil mi?
Meryem sınıfın en güzel kızıdır.
Ukrayna'nın neo-Nazi örgütleri: Tornado Taburu, Azak Taburu, Aydar Taburu, Praviy Sektör, Donbass Taburu, Meryem Ana Taburu, Ukrayna Milliyetçileri Örgütü, Teni Taburu.
Ben Meryem.
Bu, Meryem.
Meryem tanınmış bir yazardır.
Meryem iş arıyor.
Meryem şok oldu.
Meryem obezdir.
Meryem spagettiyi sever.
Seni seviyorum, Meryem!
Meryem kör, değil mi?
Meryem ne söyledi?
Meryem sana ne söyledi?
Benim adım Meryem, senin adın ne?
Meryem matematikte iyidir.
Meryem jimnastikte iyidir.
Meryem aritmetikte iyidir.
Meryem hentbolda iyidir.
Meryem annesine yardım ediyor.
Meryem Fransız.
Meryem Fransızdır.
Meryem kapıyı çaldı.
Selam sana Meryem.