Lernen Sie, wie man ince in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Onların görüşleri arasında ince bir fark vardı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, ince yontulmuş özelliklere sahip bir kızdı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, bir uzun ince sarışındı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Buz kaymak için çok ince.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O gömleği deneyin; ince pamuktan yapılmıştır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Fiber-optik kablolar insan kılları kadar ince minik cam elyafından oluşur.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İki şey arasında ince farklar var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İki sözcük arasında anlamda ince bir fark var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tondaki ince farklar orijinali fotokopiden ayırt eder.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Eti ince dilimler halinde kesin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Denizaltı yüzeye doğru ince bir buz tabakasını yarıp geçmek zorunda kaldı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Aşkın ince olduğu yerde hatalar kalındır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Altın ince plakalar halinde dövüldü.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un ince dudaklar vardır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu ince kitap benimdir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İyi olması için pâte brisée ince ve dilimler hâlinde olmalıdır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Elbise ince bir kumaştan yapılmıştır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O çok ince.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kabul edilebilirler ve edilemezler arasında ince bir çizgi vardır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ray, metal ya da tahtadan yapılmış ince ve uzun bir şeydir. Örneğin, trenler ray üzerinde gider, bu yüzden ona demir yolu treni diyoruz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çok çok ince mesajları alamıyorum çünkü duymuyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sizin beklenti nedir, çok ince mesajlar mıdır?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu kitap çok ince.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çok ince buz üstünde paten yapıyorsun.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom her ince ayrıntıyı düşünür mü?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bilgisayar kullanmayı en ince detayına kadar öğrenmek istiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu araba bayiliğinin çok ince kar marjları var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Başlarken en ince ayrıntıya kadar düşünün.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu sözcüğün ince bir nüansı var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dahilik ve delilik arasında ince bir sınır vardır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O bıçak ile ağaçtan ince bir dal kesti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir kitap ince, diğeri ise kalın. Kalın olanının yaklaşık 200 sayfası var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un ince mizahını seviyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Duvarlar çok ince.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu planı uygulamak için karar verilmesine rağmen, ince noktaların hâlâ planlanmaya ihtiyacı var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yeni aydan sonra birkaç gün batı akşamı gökyüzünde ince bir hilal görürüz.Hilal ay her gece gittikçe büyür ya da şişmanlıyor gibi görünür.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom ince değildir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onikiparmak bağırsağı ince bağırsağın bir bölümüdür.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O kitabı yazan kişi hem mizah hem de ince espriye sahiptir, değil mi?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Gölün üzerinde ince bir buz tabakası vardı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Triton'un, taş ve buz karışımı olduğu düşünülür. Yüzeyinin sıcaklığı -245 Celsius derecedir ve azot ve metandan oluşan ince bir atmosferi vardır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Genç kızlar gerçekten ince olmak istiyor.
En ince ayrıntısına kadar her şey mükemmeldi.
Sağ ayak bileğin sol ayak bileğinden ince mi?
Bu dizüstü bilgisayar ince ve hafif.
Sanırım çok ince eleyip sık dokuyorsun.
Tom ince eleyip sık dokuyan birisi.
Güven ve kibir arasında çoğu kez ince bir çizgi vardır.
Kancalı kurt bir kurttur, ince bağırsağa yapışan bir insan paraziti.
Gölün üstündeki buz senin ağırlığını taşımak için çok ince.
Kız ince belli bir kadın haline geldi.
Nazik ve ince sesle konuştu.
Onun ince zekasına hayranım.
Sen ince eleyip sık dokuyorsun.
İki resim arasında ince farklar var.
İki kelime arasında ince bir fark var.
Bu kahveyi çok ince öğüt.
Mary 25 yaşında ama sesi çok ince.
Yeni telefonum eskisinden daha ince.
Ne kadar ince çok incedir?
Bu pizzanın ince bir kabuğu var.
Görünen o ki, banka soygunu en ince ayrıntısına kadar planlanmış.
Satürn buz ve tozdan oluşan 1000'den fazla halka ile çevrilidir. Halkaların bazıları çok ince ve bazıları çok kalındır. Halkalardaki parçacıkların boyutları çakıl boyutundan ev boyutuna kadar değişir.
Uzay sondaları tarafından çekilen resimler, Jüpiter'in etrafındaki ince halkaları gösterdi.
Kaslar yüzlerce ince liften yapılmıştır.
Mary koyu saçlı uzun ince bir genç kadındı.
Odamın duvarları fazla ince.
Ben ablam kadar ince değilim.
Mars ince atmosferli büyük bir kayadır.
Mary ince ve uzun boyludur.
Tutumlu olmakla ucuz olmak arasında ince bir çizgi vardır.
Tom'un ince bir vücudu var.
Tom Mary ile birlikte birkaç şeyi ince eleyip sık dokumak istedi.
Tom soğanı ince ince dilimledi.
Büyücü kızı ince havada yüzdürdü.
Sihirbaz sihirli değneğini salladı ve ince havada kayboldu.
Peyniri ince dilimler veya küpler halinde kesin.
Bir kitap ince ve diğeri kalın; kalın olan yaklaşık 200 sayfa.
Mary ince güzellikte bir kadındı.
Dün gece ipek ve ince kumaş hakkında ya da eşitlik ve adil yargılama hakkında bir rüya gördüm.
Mary dikey çizgili giysiler giymekten hoşlanır çünkü onların daha ince gösterdiğini duymuş.
Vergi minimizasyonu ve vergiden kaçınma arasında ince bir çizgi var.
Buz senin ağırlığını taşımayacak kadar ince.
Buz o kadar ince ki senin ağırlığını taşımaz.
O, domatesleri ince dilimler halinde kesti.
Böyle bir şey söylemek çok iyi şekilde ince eleyip sık dokumayacaktır.
Onun ince bir beli vardır.
Cesaret ve aptallık arasında ince bir çizgi vardır.
Neyin kabul edilebilir ve neyin kabul edilemez olduğu arasında ince bir çizgi vardır.
Aşk ve nefret arasında ince bir çizgi vardır.
Dahilik ve aptallık arasında ince bir çizgi vardır.
O demetlerin içine ince dallar bağladı.
Mars'ın karbondioksit, azot ve argondan yapılmış çok ince bir atmosferi vardır.
Bu perde, ince malzemeden yapılır.
Bu buz senin ağırlığına dayanamayacak kadar ince.
Mars çok ince bir atmosfere sahiptir.
Mars'ın çok ince bir atmosferi var.
Mary ince bir gövdeye sahip.
Mary ince bluzunun içinde titredi.
Mary ince bluzunun içinde titremeye başladı.