Lernen Sie, wie man fırsat in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Onlar iyi bir fırsat kaçırdı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom Mary'ye işi henüz niçin yapmadığını açıklamak için bir fırsat vermek istedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom başarmak için bir şansı olduğunu düşünmüyordu fakat o hiç olmazsa bir fırsat vermek istedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom bana onunla konuşmak için bir fırsat vermedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çabucak karar vermezsen, fırsat kaybedilecek.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu kaybedilmeyecek kadar çok iyi bir fırsat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O bunun kaçırılmayacak kadar çok iyi bir fırsat olduğunu hissetti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Seni ziyarete gelmeye ne zaman fırsat bulacağımı bilmiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Fırsat bulur bulmaz, bir ziyarete geleceğim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir fırsat daha kaçırdım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Fırsat kapıyı nadiren iki kez çalar.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu fırsat için size çok minnettarım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Her ne zaman fırsat bulsam müzeye giderim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir fırsat daha kaybettim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir fırsat gördüm.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un eline fırsat geçmedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom bir fırsat yakalayamadı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kendim olmam için fırsat verildi mi?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bunu bir fırsat olarak düşünmelisin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ne yapabileceğini göstermen için bu büyük bir fırsat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kimse ona uygun bir fırsat tanımadı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onu iyi bir fırsat olarak kullandım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sana ikinci bir fırsat vermek istiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu alandaki gelişmeleri fırsat buldukça takip etmeye çalışırım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Fırsat için teşekkürler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Daha fazla öğrenmek için bir fırsat isterdim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu nadir bir fırsat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom bana bir fırsat vermedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sana son bir fırsat veriyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu harika bir fırsat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'a raporu bitirmesi için bir fırsat vermeliyiz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Gerçekten ne olduğunu bize söylemesi için Tom'a bir fırsat vermeliyiz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu kaçırılmayacak kadar çok iyi bir fırsat.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bana bir fırsat ver. Söyleyecek bir şeyin varsa, surat asmayı bırak ve onu söyle.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O zengin olmalı: göçten beri eline her fırsat geçti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak için bir fırsat istiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'u kurtarabileceğimize dair hâlâ bir fırsat var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bana açıklamak için bir fırsat ver.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
En azından açıklamak için bana bir fırsat verir misin?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Altın bir fırsat mı kaçırdım?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bana bir fırsat sundu, ben de değerlendiriyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Eline epey fırsat geçmişti senin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bunun büyük bir fırsat olduğunu biliyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Böyle bir fırsat ancak kırk yılda bir gelir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Karşına çok fırsat çıkmıştı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu büyük bir fırsat olacak.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sana bir fırsat veriyorum.
Planımı açıklamak için bir fırsat istiyorum.
Bu büyük bir fırsat.
Tom bağırmaya bile fırsat bulamayacak kadar korkmuştu.
Bu mükemmel bir fırsat.
Bu müthiş bir fırsat.
Bu birbirimizi daha iyi tanımak için bir fırsat.
İkinci bir fırsat olmayacak.
Fırsat için tekrar teşekkürler.
O iyi bir fırsat gibi görünüyordu.
Nedenlerimi açıklamak için bir fırsat istiyorum.
Tom'un eline hiç fırsat geçmedi.
Senin eline hiç fırsat geçmedi.
Bana hiç fırsat vermedin.
Fırsat hiç kimseyi beklemez.
Onun kaçmasına izin vermek için çok iyi bir fırsat.
Burs çalışmalarıma devam etmek için bana bir fırsat verdi.
Kaçırılmayacak kadar iyi bir fırsat bu.
Bütün istediğim üzgün olduğumu söylemek için bir fırsat.
Bütün istediğim özür dilemek için bir fırsat.
Kaçırılmış bir fırsat asla geri gelmez.
Elimize bir fırsat geçmedi.
Sana bir fırsat verdim ama onu almadın.
Fırsat için teşekkür ederim.
Ona başka bir fırsat verdim.
Elimize fırsat geçmedi.
Dan bir fırsat bekledi.
Eğer ona bir fırsat verirsem Tom'un işin üstesinden gelebileceğini düşündüm.
Tom zombi filmlerini sever ve fırsat buldukça seyreder.
O büyük bir fırsat.
Ben bu fırsat hakkında heyecanlıyım.
Bunun Fransızcanı geliştirmen için bir fırsat olacağını düşündüm.
Ben sadece bir fırsat istedim.
Ben çok fırsat kaçırdım.
Bu mutlu bir fırsat değil.
Bu iyi bir fırsat.
Akıllı bir adam bulduğundan daha fazla fırsat sağlayacaktır.
Biz büyük bir fırsat kaçırdık.
O fırsat kayboldu.
Fırsat ayağına gelse onu tekrar yapar mısın?
Tom ona kum gelincikler yapmayı pratik yapmaya bir fırsat verdiği için çoğunlukla plajda olmayı seviyor.
Bu büyük bir fırsat olabilir.
Uygun bir fırsat varsa, sizi onunla tanıştıracağım.
Bu, pazar payımızı artırmak için büyük bir fırsat.
Fırsat kesinlikle orada.
Ben bir fırsat gördüm ve onu aldım.
Dün gece bir meteor yağmuru görmek için iyi bir fırsat sağladı.
Bunun yeteneklerini göstermek için iyi bir fırsat olduğunu düşünmüyor musunuz?
Bu şaşırtıcı bir fırsat.
Böyle bir fırsat kaçırılmamalı.
Mükemmel bir fırsat!
Bu olağanüstü bir fırsat.
Bu fırsat için mutluyum.
Görüşme sırasında özenli olmanız ve kendini gösteren bir fırsat yakalamanız gerekiyor.