Lernen Sie, wie man erkenden in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Erkenden uyumak ve erken kalkmak bir adamı sağlıklı, zengin ve bilge yapar.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tutuklu erkenden serbest bırakılmasını istedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, ilk treni kaçırabileceği korkusuyla sabah erkenden evden çıktı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ben erkenden yatmaya gittim, zira yorgundum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom dün sabah erkenden Mary'yi görmeye gitti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bugün erkenden hazır olmak için dün eşyalarını topladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Seni buraya öyle erkenden getiren nedir?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bill ilk treni yakalayabilsin diye erkenden kalktı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kız kardeşim Susan her sabah erkenden kalkar.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bob sabah erkenden onun büyükbabasını karşılamaya gitti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çok yorgun olduğumdan, erkenden yattım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yarın sabah erkenden buradan ayrılmalıyım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Soğuk sabahlarda erkenden kalkmak bana zor gelir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sabah erkenden evden ayrıldık.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bugün yorgundum, o yüzden erkenden yatmaya gittim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yorgun olduğum için, erkenden yatmaya gittim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çok yorgundum bu yüzden erkenden yatmaya gittim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yorgun olduğum için erkenden yatmaya gittim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yorgun olduğu için erkenden yatmaya gitti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dün gece erkenden uyuyakalmışım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Eğer hava güzel olursa, yarın sabah erkenden gidebiliriz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un erkenden eve gitmesine izin vermedim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bugün sabah erkenden kalkmak zorunda mıydınız?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Büyükbabam sabah erkenden yürüyüş yapmayı sever.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Niçin bana onun burada olduğunu söylemedin? Olabildiğince erkenden bilmem gerekiyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un neden erkenden ayrıldığını biliyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çok erkenden kalkmamalıydık.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sabah erkenden yürüyüşe çıktım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Erkenden eve gitmek için izin istiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Piyano hocam kötü hava nedeniyle erkenden eve gitmemi tavsiye etti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'a göre erkenden yola çıkmalıyız.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
"Bill, erkenden eve dön." "Tamam, anne."
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O bana erkenden yatağa gitmeyi öğretti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Toplantıya katılmak için erkenden kalktı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bugün erkenden yatacağım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yağmur yağsa bile, yarın sabah erkenden başlıyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yarın sabah erkenden buluşacağız, o yüzden çok geç kalma.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çocuklar televizyon izlemeden erkenden yatağa gitmelidir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Filmi erkenden terk ettiler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom, ilk trene yetişmek için erkenden hareket etti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu gece erkenden yatmalıyım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yarın sabah erkenden ayrılıyoruz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sanırım erkenden ölüp gideceğiz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İlk otobüsü yakalamak için erkenden ayrıldım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sabah erkenden geldi.
Annem çok yorgundu bu yüzden erkenden uyumaya gitti.
Tom'a erkenden yatağa gitmesini söyledin, değil mi?
Tom bugün erkenden eve geleceğine dair Mary'ye söz verdi.
O her zaman olduğu gibi sabahleyin erkenden kalkıp jogginge gitti.
Her zamanki gibi sabah erkenden kalkıp koşuya gitti.
Her zamanki gibi sabah erkenden kalkıp koştu.
Bob sabah erkenden büyükbabasıyla buluştu.
Çok yorgunum ve erkenden yatmak istiyorum.
Yarın sabah erkenden kalkacağım.
Gerçekten yorgunum, bu yüzden bu gece erkenden yatağa gideceğim.
Tom erkenden eve gitmek istedi, ama Mary izin vermedi.
Köpeğimin adı Belysh. Bu yaz ona pençesini çıkarmasını öğrettim. Her sabah erkenden kalkıp onu besliyorum. Sonra yürüyüşe çıkarız. O beni diğer köpeklerden korur. Ben bisiklet sürmeye gittiğimde, o yanımda koşuyor. Onun bir arkadaşı var, adı Chernyshka. O onunla oynamaktan hoşlanıyor. Belysh çok kibar ve zeki bir köpek.
Tom pazartesi sabahı erkenden ayrıldı.
Tom bizim erkenden ayrılmamıza hiçbir itirazı olmadığını söyledi.
Biletlerini erkenden satın al.
Ben zaten Tom'a erkenden ayrılabileceğini söyledim.
Tom erkenden kalkmalı.
Roger sabah erkenden gece geç saatlere kadar çalıştı.
O yorgundu, bu nedenle erkenden yatmaya gitti.
Ben erkenden ayrılabileceğimi sanmıyorum.
Biz erkenden orada olmaya çalışacağız.
Ertesi sabah erkenden sirk bir sonraki kasabaya gitti.
Tom'u kendi ev ödevini erkenden yapması için teşvik etmek isteyebilirsin.
Bu geçen hafta erkenden oldu.
Onlar sabah erkenden Arlanda'dan havalandılar.
Tom ve Mary öğleden sonra erkenden Boston'a geldi.
Erkenden havaalanına gitmen gerekir.
Senin erkenden burada olmayı planlıyor olduğunu düşündüm.
O, ertesi sabah çok erkenden uyandığında, hava hala karanlıktı.
Bu sabah erkenden oldu.
Erkenden uyuyman gerekir.
Sabah erkenden ayrıldık.
Erkenden geldim.
Yaz aylarında bitkileri canlı tutmak için Tom bahçesini sabahları erkenden sulamak zorunda.
Bu sabah erkenden yaptığım testin sonuçlarını almaya geldim.
Fadıl, Dania'ya sabah erkenden bir ziyarette bulundu.
Ben erkenden orada olabilirim.
Erken kalkmak zorunda olduğum için erkenden yatağa gidiyorum.
Treni yakalamak için erkenden ayrılmak zorundayım.
Fadıl şartlı tahliye ile erkenden serbest kaldı.
Yarın sabah erkenden burada olacağım.
Hem Tom hem de Mary erkenden ayrıldılar.
Bu sabah erkenden uyandın, değil mi?
Tom her zamanki gibi erkenden kalktı.
Leyla erkenden yatağa gitti.
Tom erkenden ayrılmaya karar verdi.
Şafak vakti kalkmak için erkenden yattık.
Sanırım erkenden oraya gitmeye çalışabilirim.
O, erkenden uyanmayı alışkanlık etmiş.
Tom'un neden erkenden ayrıldığını biliyor musun?
Tom senin neden erkenden ayrıldığını biliyor mu?
Yarın sabah erkenden oraya varmış olacağım.
Oraya daha erkenden vardım.
Partiyi erkenden terk etmek istemiyordum, fakat karıma yardım etmek için eve gitmek zorunda kaldım.
Neredeyse erkenden ayrıldım.