Lernen Sie, wie man eline in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Plastik cerrah yüz germeyi eline yüzüne bulaştırdı ve milyonlarcası için dava açıldı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İti an çomağı eline al.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom eline alabildiği şeyi okudu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom eline geçecek ilk fırsatta Mary'yi ziyaret etmeyi planlıyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom eline geçecek ilk fırsatta Mary ile konuşmayı planladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom arabasının anahtarını sol eline aldı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Şehir düşmanın eline geçti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir an için onun eline baktı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom Mary'nin eline biraz para koydu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Oğlunun eline biraz para koydu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu metotla eline hiçbir şey geçmeyecek.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Beni itibarsızlaştırarak eline ne geçti?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un eline fırsat geçmedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İyi bir cerrah bir kartalın gözüne, bir aslanın kalbine ve bir hanımın eline sahiptir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İtibarımı kaybettim, sevilebilirdim insanların sevgisini kaybettim, küçük düşürüldüm eline ne geçti?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Eline yüzüne bulaştırdın.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Mikrofonu eline geçirince Tom'un kişiliği tamamen değişiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom mikrofonu eline alınca kişiliği tamamen değişir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çünkü asıl çaresizlik; çareyi geçirmişken eline avuçlarının içinden kaçırmaktır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sırlarımı ifşa ederek eline ne geçti?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Beni rezil ederek eline ne geçti?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom, Mary'nin eline uzandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom şampuan şişesini aldı ve eline biraz fışkırttı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sen şimdiye kadar hemen hemen her işi eline yüzüne bulaştırdın.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sen durumu düzeltmek için eline geçen birçok fırsatı kullanmadın. Bunu bilerek yaptın, değil mi?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sen işleri eline yüzüne bulaştırdın, değil mi?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yine eline yüzüne bulaştıracaksın.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sen eline para tutuşturulunca kandırılacak anaokulu öğrencisi gibisin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Beni yalnız bırakarak eline ne geçti?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Beni soyutlayarak eline ne geçiyor?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O sarhoşken, homurdanıyor ve kavga ediyor. O ayıkken, eline ne gelirse atıyor ve hiçbir şey söylemiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ne geçti eline, kimden alkış aldın?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Mağdur ve mazlum edebiyatı yapmada Mary'nin eline su dökebilecek birine rastlamadım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom Mary'nin eline biraz para sokuşturdu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İşleri eline yüzüne bulaştırdın.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom durumun kontrolünü eline aldı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Her şeyi eline yüzüne bulaştırdın.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O zengin olmalı: göçten beri eline her fırsat geçti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Eline epey fırsat geçmişti senin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom yaralı eline baktı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom Mary'nin eline bir not tutuşturdu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Eline ne oldu?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu kod çizelgesinin düşmanın eline düşmesine izin vermeyin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un eline hiç fırsat geçmedi.
Senin eline hiç fırsat geçmedi.
O, eline bir yara bandı yapıştırdı.
Onu eline almadı.
İpleri Tom'un eline verirsen gelir tepene çıkar.
O bir şeyin eline dokunduğunu hissetti.
Kaderinin kontrolünü eline al.
Tom eline öksürdü.
Tom eline koluna sahip çıkmalı.
Linda eline geçen parayı hemen harcayan bir tip.
O, üniversite ücretleri için ebeveynlerinin eline bakıyor.
Kale düşmanın eline düştü.
O, resmi onun eline geri koydu.
Tom Mary'nin dizginlerini eline aldı.
Konstantinopolis 1453'te Osmanlı Türklerinin eline düştü.
Sen kitabı eline almazken, o ders çalıştığı için doğal olarak ödülü kazanmayı başardı.
Kimsenin eline bakmıyorum.
Her alimin yazdığı kitabı kendisi sağ salim olduğu zamanda eline alası geliyor.
Mektuplarım eline geçmedi mi?
Tom, alyansını yanlış eline takıyor.
Sami şişeyi Leyla'nın eline koydu.
Sami telefonu eline aldı.
Tom eline yüzüne bulaştırdı.
Allah kimseyi senin eline düşürmesin.
Allah emeklerini eline vermesin.
Eline geçen tüm fırsatları değerlendirmeye çalış.
Eline yapışmaz.
Eline yapışmaz ya.
Korkma, eline yapışmaz.
Eline mi yapışır?
Tom eline bir dergi aldı.
Eline, diline, beline sahip ol.
Bu konuda kimse Tom'un eline su dökemez.
İzmir'de düşman eline düşen 17. Kolordu'nun, Denizli'de bulunan 57. tümeni de bu kolorduya bağlanmıştı.
Ulusun kaderini böyle bir hükümetin eline bırakmak, çöküşe boyun eğmektir.
Beş dakikada bir reklam çıkınca Tom sinirli bir şekilde televizyonu kapatarak okumak için eline bir kitap aldı.
Ali hepinizin eline verir.
Ali ekmeğini eline aldı.
Ali işi eline yüzüne bulaştırdı.
Ali sazı eline aldı.
Hiç bir kimse senin eline su dökemez.
Kartopu yapmak için önce eline biraz kar alırsın, sonra da onu iki avcunun içinde güzelce yuvarlarsın.
Tom her zamanki gibi işi eline yüzüne bulaştırdı.
Eline ne geçtiyse okudu.
Tom eline bir süpürge alıp süpürmeye başladı.
Uyanır uyanmaz telefonu eline alıyor.
Böyle fırsat insanın eline bir kez geçer.
Ya birinin eline geçerse düşüncesiyle hiç günlük tutmadım.
Eline sağlık.
Cadı, Rapunzel'in saçlarını sol eline iki kez doladı, diğer eline aldığı makasla o güzelim örgüleri teker teker kesti, hepsi kesik halde yerde öylece duruyordu.
Tom, Mary'nin eline biraz para tutuşturdu.
Tom eline para geçer geçmez harcar.
Sıkılırsan eline bir kitap al!
TÜİK yıllık tüketici enflasyonunu yüzde 36,08 seviyesinde ilan etti. Makyajladıkları rakamlarda bile üretici enflasyonu yüzde 80'e dayanmış. Bu daha az üretim, daha fazla hayat pahalılığı demek. Ey saraydaki ekonomi dehası, dokunduğun her şeyi eline yüzüne bulaştırdın!
Onun eline para koydu.
Görünüşe göre, yamyamların eline düştük.
Tom'un eline kimse böyle bir gücü vermezdi.