Lernen Sie, wie man cesaret in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
O, soğuk algınlığına yakalanma korkusuyla odadan ayrılmaya cesaret edemiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Deneyim ona cesaret verdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hastalığı sırasında büyük cesaret gösterdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Aslan çoğu zaman cesaret sembolü olarak kullanılır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Beklenildiği gibi, Yeni Yıl Arefesinde Tom cesaret buldu ve topallayarak partiye yürüyebildi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom, Bayan White'a gerçeği söylemeye cesaret edemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom Mary'ye bakmaya cesaret edemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom son dakikada cesaret edemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom cesaret edemedi ve bangi jampingi denemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yalnız gitmeye cesaret edebilir mi?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Planıma hayır demeye cesaret edemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O, şöhrete kavuşmaya cesaret edemiyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Cesaret, herkes için gereklidir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İleri gitmeye cesaret edemedim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O bir şey söylemeye cesaret edemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ne cesaret!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bunu söylemeye nasıl cesaret edersin!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kız kardeşimi aşağılamaya nasıl cesaret edersin?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İçin için ağlıyordu; bir şey sormaya cesaret edemedim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Böyle bir şeyi ona söylemeye nasıl cesaret edersin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bunu söylemeye nasıl cesaret edersin ?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Cesaret ettim fakat anlık bir hata sonsuza kadar sürecek vahameti getirebilirdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Odada bir baskı hissi vardı; Hiç kimse krala kararının ne kadar aptalca olduğunu söylemeye cesaret etmedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom cesaret verecek şekilde başını salladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu cesaret kırıcı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ona söylemeye cesaret edemiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom bir şey söylemeye cesaret etmedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Cesaret verici bir haberimiz var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sana cesaret veren ne?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un yaptığı şey cesaret aldı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un yaptığı cesaret aldı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hatalı olduğunu itiraf etmek çok cesaret ister.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ona cesaret vermeyin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Baba her zaman ona cesaret verir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onun fikrini savunmaya cesaret ettim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Erkek kardeşim nehri yüzerek geçmeye cesaret edemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Beni hilekârlıkla suçlamaya nasıl cesaret edersin.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dereyi atlamaya cesaret edemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Cesaret ediyorsan!
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Neden o bu deneyi sabote etmeye cesaret etti?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yanına gidip, onunla konuşmaya cesaret edebilir miydin?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hiçbir kız ona yaklaşmaya cesaret etmez.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu cesaret ister.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O bir tek cesaret verici söz söylemedi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O tek bir tek hatada cesaret kaybedecek insan değil.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Başarılı olmak cesaret ister.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Küçük kızı kurtarmak için onun suya atlaması ne cesaret!
Tom'un yaptığını yapmak büyük cesaret ister.
Tom çok cesaret verici değildi.
Tom, Mary'ye biraz cesaret verdi.
Tom'a söylemeye cesaret edemedim.
Tom gerçeği söylemeye cesaret etmiyor.
Cesaret harika bir özelliktir.
Bu bir cesaret eylemiydi.
Dere üzerinden atlamaya cesaret edemedi.
O cesaret verici.
O cesaret kırıcı.
O cesaret kırıcıydı.
O cesaret verici haber.
Bana cesaret ver.
Kimse ona cesaret vermedi.
Tom' un yaptığını yapmak, cesaret ister.
Cevap cesaret kırıcıydı.
Tom önemli cesaret gösterdi.
O, tehlike karşısında cesaret gösterdi.
Tom ağzını açmaya cesaret edemedi.
Cesaret çok önemlidir. Bir kas gibi kullandıkça güçlenir.
Yaptığın cesaret isteyen bir şeydi.
Alkole bazen sıvı cesaret denir.
O ona yaklaşmaya cesaret edemedi.
O onunla konuşmaya cesaret edemedi.
Sen katılmayabilirsin ve beni sorgulamaya cesaret edebilirsin ama hatırla, duygu karşılıklıdır.
Cesaret mükemmel bir erdemdir.
Cesaret eksikliğim yüzünden kendime çok kızdım.
Cesaret korku eksikliği değildir ama korkuya rağmen devam edebilme yeteneğidir.
Sendeki de iyi cesaret.
"Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin?" o kızgınlıkla söyledi.
O bir şey söylemeye cesaret edemiyor.
Benim iznim olmadan kızımla evlenmeye nasıl cesaret edersin?
Hava saldırısı düşman için cesaret kırıcıydı.
İtaatsiz öğrenci öğretmenini inkar etmeye cesaret edemedi.
O bir şey söylemeye cesaret etmez.
İş adamı işlemden çekilmeye cesaret etmedi.
Onlara ne olduğunu düşünmeye bile cesaret edemem.
Kahretsin, gecenin bir yarısında beni aramaya cesaret eden pislik kim ?!
Subay askerlerinde cesaret uyandırdı.
Ben cesaret alamadım.
Kim cesaret eder?
Mütevazılık olmaksızın cesaret tehlikeli bir oyundur.
Tom kimseye söylemeye cesaret edemedi.
Böyle bir şey yapmak cesaret ister.
Benim hakkımda böyle şeyler söylemeye nasıl cesaret edersin?
Tom ağzını açmaya cesaret etmez.
O benim kocamla seks yapmaya nasıl cesaret eder?
O benim karımla seks yapmaya nasıl cesaret eder?
Bazen cesaret dikkatten daha değerlidir.
Tom hakkında böyle şeyler söylemeye nasıl cesaret edersin?
Cesaret ve aptallık arasında ince bir çizgi vardır.
Cesaret, dostlarım!
O oldukça cesaret kırıcıydı.