Lernen Sie, wie man şiddetle in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Durum şiddetle sonuçlandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ben ona biraz nasihat vermeye çalıştım fakat o bana şiddetle kötü davrandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Senatör Hoar şiddetle antlaşmaya karşı konuştu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Otobüs yukarı ve aşağı şiddetle sarstı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tekne dalgalı denizde şiddetle sallandı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Birlik askerleri şiddetle savaştı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onlar şimdi şiddetle mücadele ediyorlar fakat çok uzun zaman geçmeden önce savaş baltasını gömeceklerine sizi temin ederim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bunu şiddetle tavsiye ediyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom şiddetle özlemiş olacak.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
John Rutledge şiddetle karşı çıktı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kyoto'yu ziyaret etmeni şiddetle öneriyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O öğretmen tarafından şiddetle azarlandım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İyi örnek cümleler yazmak o kadar kolaydır ki bir sürü kötü olanlardan kurtulma sürecinde birkaç iyi cümleyi kazara iptal etsek bile, sanırım çok sayıda iptal yaparak bu korpusun kalitesini şiddetle geliştirebiliriz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tavsiyemi dinlemenizi şiddetle ısrar ediyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bunu kullanmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu ilacı derhal kullanmanı şiddetle tavsiye ediyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tekrar düşünmeni şiddetle tavsiye ediyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Onu yapmamanı şiddetle tavsiye ediyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un bununla başa çıkmasına izin vermeni şiddetle tavsiye ediyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom şiddetle çarptı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom şiddetle çöp kutusunu tekmeledi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu teknoloji güneş enerjisinin maliyetini şiddetle düşürecektir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ne kadar şiddetle kar yağarsa yağsın gitmek zorundayım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yaşamanın maliyeti şiddetle artmıştır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom şiddetle öksürmeye başladı ve onun sağlığı hakkında endişeliyim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ona sokakta şiddetle çarptım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Vandallığın, eşkıyalığın her türlüsüne şiddetle karşıyım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
O unutkan oldu, bu onu şiddetle sinirlendirdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Şiddetle cezalandırılmalıdır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom şiddetle öksürdü.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom şiddetle mücadele ediyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu sabahtan beri şiddetle yağmur yağıyor, bu yüzden bir yere gitmek istemiyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ona şiddetle ihtiyacımız var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bir an bile tereddüt etmeden , komploya karşı şiddetle harekete geçtiler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Fırtına üç gün şiddetle devam etti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yer fıstığına şiddetle alerjim var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Seni şiddetle özleyeceğiz.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Şiddetle aynı fikirdeyim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom suçlamaları şiddetle reddetti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ben şiddetle bir uzlaşmaya karşıyım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Şiddetle karşı çıkıyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ben şiddetle hastayım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu artan bir şiddetle hissediliyor.
Ben nefesimi tutmaya çabalarken dalgalar beni şiddetle ileri geri fırlatıyordu.
Avrupa'da bir kamusal alan eksikliği giderek şiddetle hissedilmektedir.
Şiddetle yağmur yağdığı için okula geç kaldık.
O, inancına şiddetle bağlandı.
Rüzgar şiddetle esiyor.
Tom şiddetle yumruğunu masaya vurdu.
Bu konuda çok şiddetle hissettim.
Ben derhal buradan çıkmanı şiddetle tavsiye ediyorum.
Tom şiddetle titremeye başladı.
Bunu ne kadar şiddetle istiyorsun?
Tom şiddetle aynı fikirde değil.
Fırtına bütün o gece şiddetle esmişti.
O şiddetle politik doğruluğa karşı çıkıyor.
Onlar şiddetle politik doğruluğa karşı çıkıyorlar.
Biz şiddetle politik doğruluğa karşı çıkıyoruz.
O şiddetle politik doğruluğa karşı oluyor.
Politik doğruluğa şiddetle karşıyım.
Tom suçlamaları şiddetle savunacağını söyledi.
Buna karşı şiddetle tavsiye ediyorum.
Tom'un önerdiğini yapmanızı size şiddetle tavsiye ederim.
Tom'dan uzak durmanızı şiddetle öneriyorum.
Zemin şiddetle sarsıldı.
İnsanlar, inşaatı sırasında Eyfel Kulesi'ni şiddetle eleştirdiler.
Tavsiyesine uymanızı şiddetle tavsiye ederim.
Tom'u görmezden gelmeni şiddetle tavsiye ederim.
Eğer çok şiddetle yağmur yağmasaydı oyun iptal edilmezdi.
Son zamanlarda başkentte şiddetle yağmur yağıyor.
Tom'un tavsiyesini takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim.
Sami'nin vücudu zehire şiddetle tepki gösterdi.
Şiddetle nerede olursa olsun savaşmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.
Şiddetle aynı fikirde değilim.
Bu tür eylemleri şiddetle kınıyoruz.
Sami, Leyla'ya şiddetle tecavüz etti.
Ayaklanma şiddetle bastırıldı.
Sami şiddetle ilgili hikayelerinden etkilenmişti.
Patronun yapmanı istediği şeyi şiddetle yapmanı tavsiye ederim.
Kişi şiddetle ikna olmaz
İnsanlar şiddetle ikna olmazlar.
Kalbimin şiddetle çarptığını hissettim
Tom, Mary'ye bunu yapmasını şiddetle tavsiye etti.
Tom, Mary'ye bunu yapmamasını şiddetle tavsiye etti.
Bunu yapmayı kesmenizi şiddetle tavsiye ederim.
Sami şiddetle dövüldü ve kafası kesildi.
Sami'nin evi şiddetle yanıyordu.
Tom'u şiddetle cezalandırmak zorundayız.
Bundan sonra işler şiddetle farklı olacak.
Onun kalbi korkudan şiddetle çarpıyor.
Boris Johnson'un Kurtuluş Savaşı'na şiddetle muhalefet eden Türk büyük dedesi hain olarak görülüp linç edilmişti.
Durum şiddetle sona erdi.
Ne zaman taşaklarına bir sinek konar, işte o zaman her sorunun şiddetle çözülemeyeceğini anlarsın.
Cinayet kamuoyunu şiddetle sarstı.
Bina şiddetle sallanıyordu.
Janos o karara şiddetle karşıydı.
Tatile şiddetle ihtiyacın var.
Polisi aramanı şiddetle tavsiye ederim.
Polisi aramanızı şiddetle tavsiye ederim.
Savaşı şiddetle kınamayan kim var? Ve barışı tutkuyla sevmeyen kim var?