Lernen Sie, wie man çıkan in einem Türkisch Satz verwendet. Über 82 handverlesene Beispielsätze mit Übersetzungen. Kostenlos und mobilfreundlich.
Elektronik sigaradan çıkan duman miktarı hiç fena değil.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yurt dışına çıkan Japon sayısı yıldan yıla artmaktadır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Rüşvet güç örgütleri ile birlikte ortaya çıkan bir şeydir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yeni plana karşı çıkan başkaları var mı?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kate genellikle TV ekranında çıkan yeni bir şarkıcı için çıldırıyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Bu bıçağa sahip çıkan var mı?
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Cüzdanın içinden çıkan bir resim, adamı teşhis etmemizi sağladı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dışarı çıkan adam kaşlarını çatıyordu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Çileden çıkan işçi derhal istifa etti.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Eva, Romer'in ofisine çıkan merdivenlere tırmandı, merdiven boşluğundaki karmaşık kokuyu analiz etmeye çalıştı - mantar ve kurum, eski birikmiş toz ve küf arasında bir karışım olduğuna karar verdi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Geçenlerde bir arkadaşımın evinin yanında durduğumda, ön kapıdan çıkan arkadaşım değil fakat kocasıydı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Kendimi görücüye çıkan gelin gibi hissediyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yoluna çıkan herhangi birine rüşvet vermeye alışmış.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sevgililer gününde yurtdışına çıkan ben değildim.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Otele çıkan cadde dardır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Otele çıkan sokak dar.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hey, mağaradan çıkan birisi var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hayallerimden biri bir gün güneş fırtınalarından sonra ortaya çıkan kuzey ışıklarını görmek.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İnsanlarda şapkaya karşı çıkan şeriatçıların harflere şapka taktırmaları büyük bir çelişkidir.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ağaca çıkan keçinin, dala bakan oğlağı olur.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İçeri girip çıkan insanlar kolay kolay iflah olmaz bir daha.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Büyük arabalarla trafiğe çıkan insanlara karşıyım.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Eski bir kitabın sayfalarını çevirirken ki çıkan kokuyu seviyorum.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Sanırım Tom sahip çıkan.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Anneleri çalışmak için dışarı çıkan bir sürü çocuk var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
İşleri, sahneye çıkan oyunculara makyaj yapmak.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Ölümle sonuçlanan bıçaklama olayının kıvılcımı, kontrolden çıkan tartışmadan çıkmıştı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Boru hattında çıkan patlamadan dolayı bütün alan sular altında kaldı.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'un arka çıkan birine ihtiyacı var.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Dün çıkan yangında iki yüz ev yanıp kül oldu.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Hayatta üç şey geri gelmez; atılan ok, ağızdan çıkan kelime ve kaçırılan şans.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom'a karşı çıkan birine ne olacağını gördüm.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Orta çağlarda, Kutsal Yazılara karşı çıkan herhangi biri öldürüldü.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Yüzeye çok hızlı çıkan dalgıçların vurgun yeme riski vardır.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Tom bir uzay gemisinden çıkan bazı uzaylıları gördüğünü iddia ediyor.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Polis hizmetten çıkan tünele kadar Tom'un arabasını izledi.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Orkideler dünyada ortaya çıkan ilk çiçeklerden biriydiler.
Von Türkisch nach Englisch übersetzen
Son çıkan lütfen kapıyı kapatır mısın?
Tom'un arka çıkan bir kimseye ihtiyacı olacak.
Polis şefi muhabirlere verdiği demeçte, dün gece çıkan kavgada hem bir vatandaş hem de bir polis memuru yaralandığını söyledi.
Her şeyi düşürdüm ve bunun için Boston'dan çıkan ilk uçağı yakaladım.
Tom, başkalarına yardım etmek için yola çıkan kişi türüdür.
Raydan çıkan o trende seyahat ediyordu.
Oyundan çıkan Ali kaptanlık pazubandını Can'a verdi.
Oyundan çıkan Ali doğrudan soyunma odasına gitti.
Seksen beşinci dakikada sahneye çıkan Ali takımını öne geçiren golü attı.
Sana giren çıkan ne?
Sakatlıktan çıkan Ali'ye özel program eşliğinde kondisyon yüklemesi yapılıyor.
Ali, hakkında çıkan transfer söylentilerini yalanladı.
Çıkan hengâmede çok sayıda kişi yaralandı.
Çıkan göz yerine girmez.
Don Kişot olmak için yola çıkan pek çok insan evine Sanço Panza olarak döndü.
Erken çıkan sadece Tom'du.
Tom'dan başka erken çıkan yoktu.
Otuz iki dişten çıkan otuz iki mahalleye yayılır.
Son çıkan Tom değildi.
Sakatlıktan yeni çıkan Ali bu maç fazla topa girmedi.
Tom yoluna çıkan herkesi öldürür.
Tanrı Nuh'a ve oğullarına şöyle dedi: "Sizinle ve gelecek kuşaklarınızla, sizinle birlikteki bütün canlılarla, kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, gemiden çıkan bütün hayvanlarla antlaşmamı sürdürmek istiyorum."
Gemiden çıkan Nuh'un oğulları Sam, Ham ve Yafet idi. Ham Kenan'ın babasıydı.
80'lerin başında çıkan "Tallinn Uyanışı", Sovyetler Birliği'ndeki bütün inananları şok etti.
Erken çıkan Tom'du.
İmalathaneden çıkan iri yarı adam atölye işçisi kadının bacağına silahını bıraktı.
Attığımız normalleşme adımları sonrasında ortaya çıkan tablo, doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor.
Aniden ortaya çıkan bir hastalık, tatil planlarımızı mahvetti.
Medeniyetin temel kazanımları, yalnızca ortaya çıkan toplumları yıkıp bitiren süreçlerden ibarettir.
Yolumuza çıkan herkesi ezip geçeceğiz!
Maçın son dakikalarında çıkan kırmızı kartlar, kaçan penaltı ve ofsayttan verilmeyen golle taraftarlar adrenalin dolu anlar yaşadı.
Karara karşı çıkan kesimler oldu.
Ortaya çıkan bu trendi herkes hoş karşılamıyor.
"Tatoeba Last Dungeon Mae no Mura no Shounen ga Joban no Machi de Kurasu Youna Monogatari " adlı animeyi sevmiyorum çünkü sosyal medyada "Tatoeba" diye arama yapınca çıkan sonuçların çoğunu gasp ederek işime çomak sokuyor.
Sakatlıktan yeni çıkan Ali bu maç tek devre oynadı.
Yetkililer çıkan haberleri yalanladı.
Son 14 gün içinde COVID-19 testi pozitif çıkan birileriyle yakın temasa girdiniz mi?
Tom önüne çıkan her fırsatı hak ediyor.
Yumurtadan çıkan kaplumbağaların çoğunun denize ulaşamadan başka hayvanlara yem olması, dünyanın işleyişiyle ilgili önemli dersler içeriyor.
Volkan önüne çıkan her şeyi yok ediyor.
Sakinler şehrin etrafına doğu, güney, batı ve kuzeye çıkan yollara açılan dört kapılı bir duvar inşa ettiler.
YouTube'de Arif'in Manchester'a attığı golü ararken denk gelmişçesine insanın karşısına çıkan çok sayıda uygunsuz içerik var.
Rastgelelik arama motorunda arama yaparken ön sayfalarda çıkan spam sitelerden bilgisayara az kalsın virüs girecekmiş.
Açık havaya çıkan kadın mühendistir.
İnternette adımı aratınca çıkan arama sonuçlarının ilk beş sayfası benimle ilgili olmadığı için gurur mu duymalıyım yoksa utanmalı mıyım merak ediyorum.