Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontaktAnmelden
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Website-ÜbersetzerOnline-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenAnwendungsbeispieleWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontaktAnmelden
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Website-ÜbersetzerOnline-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenAnwendungsbeispieleWordsDefinitionIdioms

Definition von „çalmak“ auf Türkisch

unknown

  1. başkasının malını gizlice almak.

  2. (kapı, zil için) tıklatarak ya da tokmağıyla vurarak ya da düğmesine basarak ses çıkarmasını sağlamak.

    • Zili çaldım, kapı açılmadı
  3. çarpmak, atmak, kaldırıp yere vurmak.

    • Elindeki çantayı yere çaldı
  4. (zil, çan, boru vb.) ses çıkarmak, ses vermek.

    • İçerde bir radyo çalıyordu
  5. bir müzik aracını, müzik kurallarına uygun, uyumlu sesler çıkartacak biçimde kullanmak.

    • O, gitar çalar
  6. bir müzik parçasını seslendirmek.

    • Orkestra, Mozart’ın bir yapıtını çaldı
  7. müzik dinlemeyi sağlayan bir aygıtı çalıştırmak.

    • Biraz pikap çalmak istiyorum
  8. süte maya katıp karıştırmak.

    • Bir tencere yoğurt çaldık
  9. üzerine bir şey sürmek.

    • Yaraya merhem çaldılar
  10. zarar vermek, dokunmak, bozmak.

    • Sebzeyi kırağı çalmış
  11. dikişte, kumaşın biraz fazla gelen yerini kesmek.

    • Eninden biraz çalmakla düzelir bu kumaş
  12. herhangi bir yönden yaklaşmak, andırmak, benzemek.

    • Rengi sarıya çalıyordu
  13. (zaman için) birinin zamanını almak, boşa harcatmak.

    • Birkaç dakikanızı çalacağım
  14. çalarak, vurarak, çarparak.

    • Çantasını yere çala çala gidiyordu
  15. gizlice alarak, hırsızlayarak, çalarak.

    • Kamu malını çala çala tükettiler
  16. (bir çalgıyı) çalarak.

    • Bağlama çala çala yorulmuştu
  17. iyi kötü, az ya da çok demeden ne bulursa çalmak.

  18. kötü yollardan edinmek.

    • Adam çalıp çırparak böyle varsıllaştı
  19. çok neşeli ve keyifli olmak, çok sevinç içinde bulunmak.

  20. bir işe çok hevesli görünmek.

    • Bunu duyunca çalmadan oynamaya başladı