fırsatını kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 35'den fazla özenle seçilmiş örnek.
O, fırsatını iyi kullandı.
Fox bir film yıldızı olma fırsatını kaçırdı.
Tom terfi fırsatını kaçırdı.
Tom Mary ile Boston'a gitme fırsatını kaçırdı.
Tom tekrar yüzmeye gitme fırsatını güçlükle bekleyebiliyordu.
Her güne hayatındaki en güzel gün olma fırsatını ver.
İtalyan yemeği yeme fırsatını asla kaçırmam.
Fırsatını bulur bulmaz sana biraz para gönderirim.
Fırsatını bulur bulmaz, annenin çiti boyamasına yardım edeceğim.
Onu görme fırsatını kaçırdım.
Onunla tanışma fırsatını kaçırdığım için üzgünüm.
Ünlü şarkıcıyı görme fırsatını kaçırdı.
Fırsatını bulduğunda bu filmi izlemelisin.
Tom her zaman Fransızca öğrenmek istemişti ve sonunda öğrenme fırsatını yakaladı.
Tom fırsatını kaçırdı.
Tom fırsatını bulur bulmaz ayrıldı.
Fırsatını bulur bulmaz ayrıldım.
Keşke Tom'la tanışma fırsatını yakalasaydım.
Konuşmak için bir sonraki fırsatını dört gözle beklemiyor musun?
Sen fırsatını kaçırdın.
Ben müzeyi ziyaret etme fırsatını elde ettim.
Onu yenme fırsatını kaçırdım.
Bu geziye katılma fırsatını kaçırmayın!
Ben birkaç gündür Paris'teyim. Louvre müzesini ziyaret etme fırsatını kullanıyorum.
O diğer insanların işine karışma fırsatını kaçırmaz.
Kayınvalidem kendim için işe gitme kararım üzerinden beni azarlama fırsatını asla kaçırmaz.
Newton okulda başarı göstermemesine rağmen hukuk okumak istediği Trinity College Cambridge'e katılma fırsatını kazandı.
Boston'dayken Tom'u görme fırsatını kaçırırsan çok üzücü olur.
Mary onu bir kez daha yapabilme fırsatını bekliyor.
Tom fırsatını buldukça çikolatalı dondurma yer.
Tom fırsatını buldukça uyur.
Tom fırsatını buldukça hotdog gömer.
Terfi etme fırsatını kaçırdı.
Gunter kaçma fırsatını yakaladı.
George teklifini yönetmene sunma fırsatını yakaladı.