学习如何在土耳其语句子中使用 yaşama。超过 73 条精选例句,附带译文。适配手机,完全免费。由 Mate 提供支持。
Eğer yurt dışında ilk yaşama deneyiminse, Kanada gidilecek iyi bir yerdir.
从土耳其语翻译成英语
Birçok insan New York'ta yaşama şansına atlardı.
从土耳其语翻译成英语
Kendinizi toparlamalısınız ve yaşama cesaretle katlanmalısınız.
从土耳其语翻译成英语
Herkesin yaşama hakkı vardır.
从土耳其语翻译成英语
Yaşama maliyetleri yükseliyor.
从土耳其语翻译成英语
Yaşlı adam yaşama isteğini kaybetti.
从土耳其语翻译成英语
Ölümden sonraki yaşama inanıyorlar.
从土耳其语翻译成英语
Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşama eğilimindedir.
从土耳其语翻译成英语
Yakında kırsal yaşama alışacaksın.
从土耳其语翻译成英语
Para kazanma onun yaşama nedenidir.
从土耳其语翻译成英语
Büyük bir şehirde yaşama isteğim yok.
从土耳其语翻译成英语
İstediğimiz yerde yaşama hakkımız var.
从土耳其语翻译成英语
Düzensizden düzenli bir yaşama geçmek için çabalayacağım.
从土耳其语翻译成英语
Şimdi ruhsal çöküntü yaşama.
从土耳其语翻译成英语
Kimse birbirini kandırmadığı sürece herkes özgürce yaşama hakkına sahip olmalı.
从土耳其语翻译成英语
O, onun yaşama biçimini kıskanıyordu.
从土耳其语翻译成英语
Yaşama isteğini kaybettim.
从土耳其语翻译成英语
Tom'un Boston'da yaşama arzusu yoktu.
从土耳其语翻译成英语
Böyle davranma hakkına sahibim çünkü sen yaşama sevincimi öldürdün.
从土耳其语翻译成英语
Tom doğumdan sonra yaşama inanır.
从土耳其语翻译成英语
Beni yaşama bağlamak için geç kaldın.
从土耳其语翻译成英语
Tom doğumdan sonra yaşama inanıyor.
从土耳其语翻译成英语
Merak kediyi öldürdü ama hoşnutluk onu yaşama geri getirdi.
从土耳其语翻译成英语
Tom bağımsızlık ile yalnız yaşama arasındaki farkı bilmiyor.
从土耳其语翻译成英语
Ölümden sonraki yaşama inanmıyor.
从土耳其语翻译成英语
Ben koyu inançlı bir adamım ve ölümden sonraki yaşama inanıyorum.
从土耳其语翻译成英语
Anlamsız hain bir yaşama azıcık anlam katmak istedim.
从土耳其语翻译成英语
Ölümden sonraki yaşama inanıyor.
从土耳其语翻译成英语
İnsanlar çalışmak için yaşama yerine yaşamak için çalışıyorlar.
从土耳其语翻译成英语
Dünyanın her yerinde yaşama imkânınız olsaydı nerede yaşamak isterdiniz?
从土耳其语翻译成英语
Çok şükür, oğlum yeni okulundaki yaşama çabucak uyum sağladı.
从土耳其语翻译成英语
İstediğin gibi yaşama, elinden nasıl geliyorsa öyle yaşa.
从土耳其语翻译成英语
Kişisel bilgisayarın gelişmesi insanların çalışma tarzında, yaşama tarzında ve birbirleriyle etkileşime girme tarzında devrim yapmıştır.
从土耳其语翻译成英语
İnanan biriyim ve ölümden sonraki yaşama inanıyorum.
从土耳其语翻译成英语
Bir insanın yaşama hakkı varsa öyleyse bir insanın aynı zamanda ölme hakkı da olmalı. Eğer yoksa, o zaman yaşamak bir hak değil ama bir zorunluluktur.
从土耳其语翻译成英语
Bir insanın yaşama hakkı varsa, aynı zamanda ölme hakkı da olmalı. Eğer yoksa; o zaman yaşamak bir hak değil, zorunluluktur.
从土耳其语翻译成英语
Tom'u yaşama döndürebilirdin.
从土耳其语翻译成英语
Tom hayallerindeki yaşama sahipti.
从土耳其语翻译成英语
Bazı Batılılar ruhlarının var olduğuna ve sonsuz yaşama sahip olduklarına artık inanmıyorlar.
从土耳其语翻译成英语
Ölümden sonraki sonsuz yaşama inanır mısın?
Yaşama maliyetleri hızla arttı.
Tom yaşama isteğini kaybetti.
Tom'un iyi bir yaşama sahip olmasını istiyorum.
Yaşamak için çalış; çalışmak için yaşama!
O, bu kırsal yaşama yavaş yavaş alışıyor.
Onun daha iyi bir yaşama ulaşmak için büyük bir isteği vardı.
Ben uzaylı yaşama inanmam.
Ben yaşama ilgimi kaybettim.
Babasının ani ölümü nedeniyle, ülke dışında yaşama planlarını terk etti.
Ebedi yaşama inanıyor musun?
Yaşama gücü yorulmadan zamanın geniş bir süreci için bir fiziksel veya zihinsel aktivite taşıma kapasitesidir. Sen sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürerek sağlıklı ve dengeli bir diyet tüketerek, eğitim tarafından yaşama gücünü artırabilirsin.
Yaşama tarzım bu.
Mısır'da yaşama fikri Fadıl için heyecan vericiydi.
Bu şehir çok yüksek bir yaşama maliyetine sahip.
Daha düşük bir yaşama maliyeti olan bir yere taşınmayı planlıyorum.
Mary yaşama sebebimdir.
Aydın ve ilerici bir hayat sürdürebilmek için en önemli şartlardan biri: yaşamak ve yaşama izin vermek.
Dünyanın her yerinde yaşama imkânın olsaydı nerede yaşamak isterdin?
10 metre ötede parti var, bende yaşama sevinci yok.
Bende yaşama sevinci yok.
Müslüman halkı Rumların boyunduruğu altında bırakmayıp yaşama haklarını ve varlıklarını koruma amacıyla, Trabzon'da da birtakım kişiler ayrıca bir dernek kurmuşlardı.
Yeni bir yaşama yelken açıyorum.
Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur.
Eğer elin günah işlemene neden olursa, onu kes. Tek elle yaşama kavuşman, iki elle sönmez ateşe, cehenneme gitmenden iyidir.
En kusursuz cinayet, yaşama sevincini öldürmektir.
Alabalıkların yaşama alanı orasıdır.
Mizah duygusu geliştirme ve olayları mizahi bir ışık altında görme çabası, yaşama sanatında ustalaşırken öğrenilen bir hiledir.
Ölüm sonrası yaşama iman ediyor musun?
Ölümden sonraki yaşama inanıyor musun?
Tüm yaşama hevesimi kaybettim.
İyi yaşama hoş geldiniz.
Elias'a orada yaşama şansı verilmişti.
Her çocuk yaşama hakkına sahiptir.