Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContactSign In
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Website translatorOnline translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContactSign In
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Website translatorOnline translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "zorunlu"

Learn how to use zorunlu in a Turkish sentence. Over 46 hand-picked example sentences with translations. Mobile-friendly and free. Powered by Mate.

Ben o konuda zorunlu olarak seninle aynı fikirde olamam.

Futbol zorunlu olarak erkeklerle sınırlı değildir.

Türkiye'de zorunlu askerlik vardır.

Eğitimin zorunlu karakteri çocukların içinde öğrenme arzusu geliştirmek için çeşitli şekillerde çalışmaya adanmış işlerin çokluğunda nadiren analiz edilir.

Pazar gününe kadar bitirmen zorunlu.

Bu zorunlu.

Okul zorunlu olmasa, oraya gitmekten vazgeçerim.

O zorunlu olarak haklı olduğun anlamına gelmez.

Hayır, zorunlu değilsin.

Orada, onlar onun yasak olduğunu söylemez. Aslında, onlar onun zorunlu olduğunu söyler.

Onlar bunun orada yasak olduğunu söylemezler. Aslında onun zorunlu olduğunu söylerler.

Hiç kimse zorunlu değil.

O zorunlu mu?

Zorunlu olana kadar bu konuda endişe etmeyelim.

Uçak zorunlu iniş yaptı.

Bir araba kiralamak zorunlu mu?

Yemek kursu okullarda zorunlu olmalı.

Tom zorunlu olarak gitmek zorunda değil.

Tom unutmaya zorunlu.

Lezzetli görünümlü yiyecek zorunlu olarak iyi tat vermez.

İngilizce zorunlu bir konu.

Fakat, Tom, Esperanto zorunlu olarak bilgisayarlar kadar yapay değil, değil mi?

Senatör Tom Jackson zorunlu askerliğe karşı çıktı.

Olayı rapor etmek için zorunlu hissetti.

Zorunlu asgari hüküm on yıldır.

Bir macera için zorunlu olarak ödemek zorunda değilsiniz.

O maçı kazanmaya zorunlu.

Fransız hükümeti, 2000 yılında zorunlu bir 35 saatlik çalışma haftası yaptı.

Otobüs duraklarında yükseltilmiş bordürler zorunlu olmalıdır.

Eğer istemiyorsan konuşmak için zorunlu hissetme.

O yasa zorunlu değil.

Durumu anlamanız zorunlu.

Zorunlu mu?

Dışarı çıkmak zorunlu.

Bazı ülkeler oy vermeyi zorunlu kılar.

Eğer zorunlu değilsen neden oraya gitmek istiyorsun?

Emniyet kemerleri zorunlu olmalıdır.

Henüz yapılması zorunlu olan her şeyi yapmadım.

Ona hiçbir şey zorunlu değil.

Bunu yapmamız zorunlu.

Beden eğitimi zorunlu bir konu mudur?

Bu zorunlu değil.

Çoğu metanojen zorunlu anaerobdur.

Tom zorunlu olmadıkça bunu niye yapsın ki?

Katılım zorunlu.

Bunlardan ilki, zorunlu orta öğretim getirilmesi.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English