Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContactSign In
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Website translatorOnline translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContactSign In
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Website translatorOnline translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "bağı"

Learn how to use bağı in a Turkish sentence. Over 24 hand-picked example sentences with translations. Mobile-friendly and free. Powered by Mate.

İki arkadaş derin bir arkadaşlık bağı oluşturdular.

Bu eve güçlü bir sevgi bağı hissediyorum.

Tom'un dizlerinin bağı çözüldü.

Böyle ayak bağı olacaksanız, beraber çalışmaktan vazgeçeriz!

Motive değilsen hemen eve dön. Sadece bir ayak bağı olacaksın.

Tom, Mary'nin gözündeki bağı çıkardı.

Tom' un daima bir ayak bağı vardı.

Dan ve Linda'nın ortak bir bağı vardı.

İyon bağı nedir?

Leyla ve Sami'nin özel bir bağı vardı.

Sami ve Leyla güçlü bir bağı paylaşıyordu.

Sami'nin kendi çocuklarıyla hiçbir duygusal bağı yoktu.

Tom'a ayak bağı olmuş oluruz sadece.

Bana ayak bağı oluyorsun.

Ayakkabının bağı çözülmüş.

Dizlerimin bağı çözüldü.

Fazla eşya insana ayak bağı oluyor.

Artık yurtla, ulusla hiçbir vicdan ve düşünce bağı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve ulus bağımsızlığının ve onurunun koruyucusu durumunda bulundurulması nasıl uygun görülebilirdi?

Kendi işlerinle meşgul ol ve başkalarına ayak bağı olma!

Nuh çiftçiydi, ilk bağı o dikti. Şarap içip sarhoş oldu, çadırının içinde çırılçıplak uzandı.

Ayakkabısının bağı çözülmüştü, ben uyardım.

Tom ağzındaki bağı çözdü.

Tom düğümü çözüp ağzındaki bağı çıkardı.

Akıllı telefonlar birçok kişinin dış dünyayla en büyük bağı olmuş durumda. Bu iyi mi yoksa kötü bir şey mi, orası tartışılır.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English