içinden kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 79'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Bir grup kentin içinden geçit açtı.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Ben bahçenin içinden kestirmeden gideceğim.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Maruyama nehri Kinosaki'nin içinden akar.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Paris'in içinden akan nehir, Seine'dir.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Nehir kasabanın içinden geçer.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Nehir ormanın içinden kıvrılarak gitmektedir.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Nehir şehrin içinden akar.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Tom kasabanın içinden yürüdü.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Onun kocası öldüğünde, içinden intihar etmek geldi.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Cüzdanın içinden çıkan bir resim, adamı teşhis etmemizi sağladı.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Süpermen de giysilerin içinden görebilir mi?
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
O, duvarların içinden görebileceğini söylüyor.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Süpermen duvarların içinden görebilir.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Duvarların içinden göremem.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Havaalanı şehir içinden çok uzakta.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Çünkü asıl çaresizlik; çareyi geçirmişken eline avuçlarının içinden kaçırmaktır.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Şimdi onu yapmak içinden gelmiyor.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Mary mükemmel şekilde manikürlü tırnaklarını saçının içinden geçirdi.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Her şeyi denedim deyip işin içinden sıyrılma.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Tom elini saçının içinden geçirdi.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Tom Mary'ye bugün içinden işe gitmenin gelmediğini söyledi.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Tom parmaklarını Mary'nin saçının içinden geçirdi.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Evin içinden hızla odasına fırladı ve arkasından kapıyı kapattı.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Hepsinin içinden en çok istediğim budur.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Onu zorlamayın içinden gelirse zaten beni sevecektir.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Onu zorlamamalıydınız, içinden gelseydi beni severdi.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Onu zorlamayacaksınız, içinden gelirse beni sevecektir.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Açtığım mandalin'in içinden kapkara bir örümcek çıktı.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Eğer devam etseydin işin içinden çıkamayacaktın.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Eğer isyan devam etseydi işin içinden çıkamazdın.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Düz meydanın içinden gidin.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Ses evin içinden geliyor.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Tom kalabalığın içinden geçti.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Aniden sisin içinden bir gemi çıktı.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Filmlerde, hayaletler duvarların içinden geçebilir.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Matematik aşk gibidir - basit bir fikir fakat o içinden çıkılmaz hale getirilebilir.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Köyün içinden doğru gitmeye devam et.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Bu, konuyu içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
O, elini dalgalı kahverengi saçının içinden geçiriyor.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Dostlarım, nasıl çıkacağız bu işin içinden?
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Yeni telefon alıyorsun içinden hıyar çıkıyor, şaşılacak iş.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Hiçbir zaman bunu belli etmeyecek ama içinden ciddi bir şekilde endişeli olduğunu düşünüyorum.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Devasa bir deprem şehrin içinden yardırıp gitti.
Türkçe dilinden İngilizce diline çevir
Tom buzun içinden suya düştü.
Tom çemberin içinden atlaması için köpeğini eğitti.
Sizin cesur ruhunuz sizi içinden taşıyacak.
İşi iyice içinden çıkılmaz hâle getirdi.
O, körfezin soğuk ve sakin sularına atladı ve karanlığın içinden yüzmeye başladı.
Nehir vadinin içinden geçiyor.
Arizona'nın içinden hangi nehirler akar?
Teksas'ta en uzun nehir hangi eyaletlerin içinden akar.
Geçit töreni kalabalığın içinden gitti.
Tom anahtar kelime araştırmaları kullanarak e-posta mesajlarını içinden seçti.
Prens ve prenses tezahürat yapan kalabalığın içinden geçtiler.
Tom evin içinden ne olduğunu görmek istedi.
Tom ve Mary kalabalığın içinden geçtiler.
Gelecek, değişimlerin içinden doğar.
Tom yoğun sisin içinden yürüdü.
Ali zoru başarıp altıpas içinden topu dışarıya attı.
Tom içinden gülmek gelmediğini söyledi.
Kuşkusuz bu dünyada her erkeğin ve kadının evlenmek için huyu huyuna, suyu suyuna tamamen denk birisi mutlaka vardır; fakat bir insanın sadece birkaç yüz kişiyle tanışma fırsatı bulduğu, bu birkaç yüz kişi içinden belki bir düzinesini yakından tanıdığı, bu bir düzinenin de ancak birkaçıyla dost olduğu göz önüne alınır ve de dünyada milyonlarca insanın yaşadığı hatırda tutulursa kolayca görülür ki dünya yaratıldığından beri doğru erkek doğru kadınla muhtemelen daha hiç karşılaşmamıştır.
Hayatı çok ciddiye alma, nasıl olsa içinden sağ kurtulamayacaksın.
Güzel kokudan hoşnut olan RAB içinden şöyle dedi: "İnsanlar yüzünden yeryüzünü bir daha lanetlemeyeceğim. Çünkü insanın yüreğindeki eğilimler çocukluğundan itibaren kötüdür. Şimdi yaptığım gibi bütün canlıları bir daha yok etmeyeceğim."
Gel de çık işin içinden.
Konuşarak işin içinden sıyrılmaya kalkma.
Kalabalığın içinden bazıları açılan ateşe karşılık verdi.
Ali bu yaptığınızı öğrenirse hepinizin içinden geçer.
Ali kitabın kapağını açınca içinden gül kurusu düştü.
Şirket içinden biriyle ilişki yaşayacağını hiç tahmin etmezdim.
Nehir kasabanın içinden akar.
Tünel dağın içinden geçiyor.
Cüzdanını çıkarıp içinden biraz para aldı.
Kitabın sayfalarını çevirirken içinden bir fotoğraf düştü.
Kocaman bir boşluğun içinde gibiyim. Daha da fenası, o boşluğu ne doldurabiliyorum ne de içinden çıkabiliyorum.
Portakalın kabuğu içinden daha yoğun C vitamini içeriyormuş.
Ali işin içinden çıkamayınca konuyu bize iletti.
Patika tarlaların içinden dolanıyor.
Sami bu durumun içinden çıkamadı.
Bu durum içinden çıkılmaz bir hâl aldı.